11 Nisan 2015 Cumartesi

hep yeniden

madem beynini yıkıyorlar, kalbini kirletiyorlar...
her gün havalandır aklını, duygularını gökyüzüne doğru..
ıslat yağmurlarla düşüncelerini, serinlet yüreğini
sonra kurut güneş sıcaklığında, lodos rüzgarında
ağaçların bahar dallarına as madem..
temiz kal...
duru kal...
çiçek kal..
her gün yeni baştan al madem...
akarsuyu akışında sevemedik bir türlü.. 
illa ki bardağa doldurup tüketeceğiz...
ay ve ben 

kucağımda ay... 
denize doğru yürüyorum
ayak bileklerim suda
sımsıkı sarılmışım aya
ay suda batar mı?
beni taşır mı?
birlikte mi dalarız derinlere?
hiç bilmiyorum...
korkmuyorum da..
sadece merak bendeki

ayın yüzünde kendimi görüyorum
sudaki yansımamız...
ay ve ben...
sımsıkı sarılmışım aya..
gülümsüyoruz
birlikte yürüyoruz...
çoktan seçmeli

o insan mıydı ki
hep olmayandan dem vuran
'az' diye hayıflanıp da hep
gösteriş peşinde koşan

başını kaldırmaktan üşenip
olduğun yerde konuşursun
sonra elim boş deyip
öyle şikayet eder durursun

'ne gördüm ki vereyim' dersin
sanki hayat sana düşman..
bir çift güzel göz ödülündü..
gözün önündekini görmemen cezan...
ilkbahar; "ağaç kesmeyeceğinize söz verin, gelirim" diyormuş..

7 Nisan 2015 Salı



işte hep sen
şüphesiz en saf ve kıymetli yanı sevgiydi ruhun...
öyle ise hassas, kırılgan ve az bulunandı...
işte ondandı hep üzerine titremen..
sözünü özünden dikkatle seçmen,
kelimeleri ince buz kristalleri gibi ardı ardına dizmen,
hayranlığını bir kuşun kanatları ardına gizleyip,
onun gökyüzünde süzülmesini beklemen..
çiçeğin dalında kızarıp, filizin toprağında serpilmesini bekler gibi
ağır ağır, sabırla kendi etrafında, zerafetle dönmen..
şüphesiz en saf ve kıymetli yanı sevgiydi ruhun...
öyle ise hassas, kırılgan ve az bulunandı...
işte ondandı hep...