25 Aralık 2015 Cuma

kırgın renkler

hayallerimdin..
pembe, mavi, turuncu, sarı...ışıl berrak...
ışık kırılmaları gibi parlak..
...
şimdi kalbimdeki kırıklar kadarsın
hayallerimdeki kırıklar kadar...
kırık beyaz..
evet kırık biraz...
...
oysa hala güzelsin evet..
ama hayal kırıklığımsın...
tozlu pembe, puslu mavi..
unutulmuş anılar gibi kirli biraz...

24 Aralık 2015 Perşembe

masum

sen anlamadın diye
aşkımı öldürmeyeceğim elbet
o masum...
anlamadığını kabullenmeyen
nefsimi öldüreceğim
anlayana dek...

17 Aralık 2015 Perşembe

sevmek işi
sevmek iş değildi ki..
zor olan..çiçeği dalında,
akarsuyu akışında 
sevgiliyi oluşunda
sevmekti
söylemesi kolaydı da
asıl maharet...beklentisiz,
sessiz ve özgürce
bakmaya bile kıyamadan
sevmekti
oysa ne zordu
çoşkuyu fısıldamak
çağlayanı yüreğinde
damla damla susturmak..
aşkın tadıyla yutkunmak..
yoksa sevmek iş değildi ki...
hepsi sevdi kendince
zor olan... sevgiliyi
nefsine rağmen
sevmekti

11 Aralık 2015 Cuma

çok sevdim 

geçmişin yüzüne vuran kıvrımlarını
ama ondan çok... o sert kıvrımların 
yüzüme düşen ince gölgesini

...

sağlam kayalara dik vuran dayanma gücünü
ama ondan çok... o gücün zerafetle 
avuçlarıma düşen her bir parçasını

...

ruhunda sınırsızca yelken açan tutkularını
ama ondan çok... o derin tutkuların
saçlarımı uzaklara savuran rüzgarını

...

dünyayı sorgulayıp dize getiren hakkaniyetini
ama ondan çok... o ölçülü hakkaniyetin
kalbimi bütünüyle saran aydınlığını

...

isyanından seni alıkoyan merhametini
ama ondan çok... o naif merhametin
gözlerimde yaş olup akışını

...

sevdim de
ben... ama ondan çok
seni sevdim

10 Aralık 2015 Perşembe

öyle değil mi?

aydınlık bir yüz, temiz bir kalp;
el emeği göz nuru bir hayat, 
ve güzel bir veda içindi her şey...
ve tüm bunlara layık olmak için..

aldığın her nefesi içine sindirebilmek ve sonra
gönül rahatlığıyla geri verebilmek için
o nefesi sevdiğinle paylaşmak...
toprağa çiçek olmak, ağaca meyve olmak için

sen ışığı söndürmeden karanlık oldu mu ki hiç?!
oysa sen merhem oldukça yeşerdi bu vaha
sevginle eğilip bükülmedi mi koca yürekli dağlar
gel şimdi gonca ol... gül ol... dua ol dudaklarda...

sen demedin mi teslimiyet- ki o ruhun tek ilacı
secde etmedik mi birlikte günler boyu aşka
sen benim deli pervanem, ben ışığın...
ben divane olmadım mı senin yoluna?!

temiz bir yüz, aydınlık bir kalp;
sevgi ve sabırla dokunmuş bir hayat
ve güzel bir veda içindi her şey...
ve tüm bunlara layık olmak için..

öyle değil mi sevgilim?
adalet adaleti, zulüm zulmü getirir kişiye
korku korkuyu, sevgi de sevgiyi..
nasıl bir hayat yaşamak istiyorsan,
ne olmak istiyorsan onu getirir

4 Aralık 2015 Cuma

aşk-gök-toprak

sen kalbime yuva yapmış bir kuştun
kanatlandıkça ruhumu özgür kılan...
eve döndüğünde kalbim sıcak...

benim aşkım özgür bir kuştu
uçarken kalbinde seni taşıyan...
tüm dünya hallerinden uzak...

biz aşkın özgür çocuklarıydık
kanatlanıp yükseldikçe coşan...
birbirinin kalbinde hayat bulan...

biz aşkın kanatlarıydık
bir yanda sen beri yanda ben...
dünya diliyle iki müzmin kaçak...

Rumi; aşka meğili olmayana "kanatsız kuş" der 
Yunus'a göre; "aşka varan kanadı neyler?!" 
benim kalbim "ille de sen" der..
aşkın yuvası her yer..ne gök ne toprak
her güzel insan gittiğinde bu dünyadan
yeni bir güzel insan doğuyor, 
ağlayan her bir güzel insanın
gözyaşının tek bir damlasından...

13 Kasım 2015 Cuma

'değer'li

her şeye değil belki ama
bazı 'şey'lere değerdi...
sanki yaşamda maharet

o 'şey'leri görmekti...

bulmak sadece bir an
bırakmamak zamandı...
ikisi arasındaki her şey
kendine bir anlam katmaktı...

belki yaşamını eşsiz kılan
'var'lığına değer vermekti...
'yok'luğuna kavuşmadan önce
sanki 'kıymet' bilmekti...
duyum

en çok.. sessizliğine seslendiğimde 
kulaklarımı kapıyorum,
duymamak için kendimi
ve duyabilmek için seni...

en zoru...söz dinlemeyen 
ve..susturmak zorunda olduğum
şu küçük kalbimin 
büyük, kocaman gürültüsü...

2 Kasım 2015 Pazartesi

ne yücedir...
yenilgide öfkesine yenilmeyenin asaleti
en yücedir...
yengide kibrini yenenin adaleti!
bir aptal (yüzyıllardır her dönemin şiiri)

bir "aptal" yakıştırmasıdır gidiyor.. birilerinin azizliği..
hem ben hakareti hiç sevmem..
bir de hakkaniyetten yanayım.. 
şimdi ben saray da sevmem, şan da şöhret de.. 
güç çatışmalarının dışında tutarım kendimi bildim bileli..
yerinde konuşmaya çalışırım..
bilmek önemli bilmediğini..bir de haddini..
haddimi bilmek isterim en çok..
birilerine sürç-i lisan ettiysem affola da...
kafam şuna takıldı kaldı..
şimdi benim parayla pulla da işim yok..
yani yok dediysem yaşayacak kadar..
beni bilen bilir,
ihtiyacım olanı kadar yeter bana..
neye yarar mal mülk, paylaşmadıktan sonra...
şimdi adamın biri maddeye aşıkken, güce aşıkken
sahip çıkıyorsa maneviyata da...
gösterişiyle alaşağı ediyorsa cümle alemi
yokluktakine varlığı lütfediyor,
varlığa şirretiyle hükmediyorsa...
gözündeki hırsa, kibire rağmen
cennet bahçeleri vaadiyle
nice canı peşinden sürüklüyorsa...
ve ben doğruluk, dürüstlük, hak diye diye..
iyilik kılıcını kendime saplamış ama hala gülüyorsam...
şimdi kim aptal?
ben mi.. onlar mı?

15 Ekim 2015 Perşembe

ısrarlı şiir

olmuyorsa olmuyordur aslında...
ısrarı bırakmak ne güzeldir
bırakmak...
ne güzeldir
bunu anlamamakta ısrar etmek de
nedir deli gönlüm?
deli misin nesin gönlüm
sırılsıklam aşk

yağmur damlalarını duyuyor musun sevgilim?
her birinin ayrı sesi var...

biraz hüznü anlatıyorlar..
ve biraz, bazen şiddeti...
o yüzden tartışıyorlar
ta ki orta bir yol bulana dek..

bazense neşeyle şakırken,
mutluluğu anlatıyorlar..
ses çıkarmanın 
o muzip ve çocuksu mutluluğunu...

ama sanırım çoğu kez 
birlikte olmanın..
birlikte uyumla damlıyor olmanın
huzurunu paylaşıyorlar..

ama biliyor musun 
yağmur bazen bir başka yağıyor
nasıl anlatsam..
sanki.. bazen... tün damlalar.. hepsi..bir ağızdan
aşkı...
sırılsıklam...aşkı anlatıyorlar...
gideceğine üzülme.. 
tek bir sevgi tohumu ekmeden gidersen üzül..

1 Ekim 2015 Perşembe

ben hisseden, düşünen bir varlığım.. 
tüm ölümler için yasımı tutarım, ağlarım, ağıdımı yakarım... 

tüm ölümler aynı.. 
ama hala yaşayan tek bir can için de umudumu yitirmem,
şarkımı, türkümü söylerim, çiçeklerimi ekerim...

tüm yaşamlar aynı..
...

ve son nefesime kadar da yaşamı cehenneme çevirenlere gülümseyerek karşı duracağım...
kendim için değil...
yaşamın kendisine saygım ve şükran borcum için..

31 Ağustos 2015 Pazartesi

sonsuz bir bahar

hoşgeldin sonbahar
hoşgeldin sevdiğim
yine tam zamanında geldin
yine olması gerektiği gibi
yine olması gerektiği kadar
benim en iyi bildiğim beklemekti
bir de yanında getirdiğin hikayeleri
bekletmeden dinlemekti
dönmese yapraklar yeşilden sarıya
kalbimdeki hüzün nasıl dinerdi
bir ömür geçse böyle
seni beklemek yine güzeldi

hoşgeldin sonbahar
hoşgeldin sevdiğim
yine tam zamanında geldin
yine olması gerektiği gibi
yine olması gerektiği kadar

16 Ağustos 2015 Pazar

uyuyan masal

bir varmış bir yokmuş
günlerden bir gün 
gecelerden bir gece
...
gökyüzü başlamış anlatmaya
güneşten bulutlara atlamış
yıldızları aya bağlamış
kuşların kanatları üzerinden
kar kaplı tepelere uzanmış
en ulu ağacın tepesinden
kırmızı bir elma koparmış
keyifle gülümseyerek
sözü yeryüzüne bırakmış
...
yeryüzü başlamış anlatmaya
yeşil çayırlardan derelere atlamış
gümüş renkli balıkları selamlamış
bir kaplumbağanın sırtında 
karşıdaki kıyıya varmış
renkli çiçeklerin şarkılarıyla
buğday tarlalarına uzanmış
çocuksu bir heyecanla
sözü insana bırakmış
...
insan başlamış anlatmaya
kaldırımda biriken çamuru atlamış
hızla gelen araca bağırmış
soğukta ayağı çıplak duran,
avuçları açık çocuğa bakmamış
yüreğinde yetişme telaşı
gözlerinde perdeli bir buğu ile
yeryüzü ve gökyüzünden bihaber
sözü zamana bırakmış
...
zaman sözü almış tam başlayacakken
gökyüzü ve yeryüzü dayanamamış
durdurup zamanı, insana yaklaşmış
tutup her iki elinden gökyüzü
onu bulutların ardına taşımış
gözleri önünden geçerken dünya
insan şaşkınlıkla uyanmış
bir yağmur damlasının sırtında inerken
yeryüzü onu kucaklamış
...
toprağın bereketiyle kutsamış ruhunu
okyanus sularında yıkamış
mavi bir yunusun sırtında 
onu günbatımının ardına taşımış
zaman izlerken manzarayı
dayanamayarak akmaya başlamış
insan vedalaşmak istemeden, sessiz ve usulca
henüz yeni kavuştuğu yer ve gök masalına
yeni bir aşkla uyanmış








14 Ağustos 2015 Cuma

bir an

biz o rüyayı birlikte görüyoruz
rengi mavi beyaz
bazen gerçekle karışıyor
sanıyorum ki 'an'dayız..
...
sonra bakıyorum kalbim ellerimde
duymak için yaklaşıyorum..
dinliyorum, aynı masalı anlatıyor..
sen gülümsüyorsun
güzel gözlerin gülümsüyor
her şey gülümsüyor mavi beyaz
o kadar mavi ki
gözlerimi sımsıkı kapamak
hiç uyanmamak istiyorum
ama gel de göz kapaklarıma anlat..
çocuksu gülüşünü sevme merakında
...
heyecanıma yenilip, korkuyla aralayınca 
gözlerimi... aradan içeriye sızan mavi ışık
hala çok mavi... ve
parlak beyaz ışık kırılmaları ardında..
işte orada!.. duruyor gözlerin..
ve bana söyledikleri..
...içime çekiyorum..yavaş yavaş..
ve ardından derin bir nefes alıp
'tamam' diyorum..
'şükür hala uykudayım'..
ye değilsem? değilsek?
..
bazen gerçekle karışıyor..
sanıyorum ki 'an'dayız
rengi mavi beyaz
'bir an'

11 Ağustos 2015 Salı

"bu dünyanın dışından" sesleniş -III-


hayalleri kırılmayacak kadar iyi paketlemeyi öğrenmiştim
hayal kırıklığı değildi..

gerçeklerin kırılıp dağılması...parçalara ayrılmasıydı
öyleyse parçaları birbirine iyi tutturmak için 
daha çok çalışmak gerekliydi

acıyı iyi etmek şifacılık, kabullenmek bilgelikti
tüm bunları sevip devam edebilmek ise
yaşamın ta kendisi..

delice aşk

rüzgarın kızı..kıymetlisi.. değirmene vurgunsa..
değirmen kıymetini bilmeli rüzgarın dalgalı saçının
o ki.. her gün yeniden doğduysa sevmek için
değirmen belini sarmalı rüzgarın nazlı kızının
ki onsuz da var olabilir dünya..ama durgun..ama suskun..
ama böylesine coşkun değil...
ki rüzgarın kızı olmak da kolay değil..
o yüzden tutmalı narin bileğinden aşkla..

rüzgarın kızı...kıymetlisi... değirmen için ağlıyorsa..
değirmen silmeli gözyaşını, acısına üflemeli rüzgar kızın
o ki..her gün şükrediyorsa varlığının mucizesine
değirmen ruhuna akıtmalı aşkını 
ki onsuz da döner dünya.. ama ağır.. ama aksak..
ama böylesine tutkuyla değil...
ki onun nefesinde bir olmak da kolay değil..
o yüzden içine çekmeli ruhunu aşkla..

o yüzden hep...ama durmadan.. ama dönmeli..delice bir aşkla!

27 Temmuz 2015 Pazartesi

nasıl?

sahi, 
sen o narin çiçeklerin
birini bile ezmeden bahçeme nasıl girdin? 
hem yolunu nasıl buldun?
kalın sarmaşıkların arasından...
nasıl oldu da ürkütmeden geldin
mavi cennet kuşlarını?
hem sen nereden öğrendin?
bu müziği böyle çalmayı...
deniz minarelerini mi dinledin?
...
garip
...
yoksa gizlice rüyalarıma mı girdin?
...
ya da
....
ilham perilerinin parmağı olmalı bu işte...
evet evet..
...
durma söyle..
...
sahi.. 
sen onları nasıl ikna ettin?
dava

iyi insan, kendi çektiği acıdan ötürü 
masumların zarar görmesini istemeyendir. 
asıl dava budur..
dava, iyi insan olmaktır.
"bu dünyanın dışından" sesleniş -II-


bu dünyada ya hep beraber yaşanacak, 
ya hep beraber ölünecek insan evladı... 
...
kaldı ki zaten yaşanacak ve ölünecek.
dönüşüm

niyetimiz sözümüze yansır
sözümüz eyleme
ve özümüzde ne varsa
o dönüşür gerçeğe
dinle 

nefes alıp verişim
yüzümdeki çizgiler
sesimin tonu
duruşum
bakışım
bakamayışım
ele verir
nefesimi tutsam
yüzüm
gözlerimi kapasam
sesim
sussam
gözlerim
anlatır
dinle...

24 Temmuz 2015 Cuma

'ol'mak

güneş ol..
ısıt ama yakma
yağmur ol.. 
ıslat ama boğma
rüzgar ol...
dokun ama kırma...
nefes ol..
aşk ol..
bütün ol..
insan ol... 
ama nefsine köle olma...
biz evrenin sevgili çocukları...öğrenmek ve sevmek için buradayız... öğrenip sevmedikçe bozuluyoruz...
denizler gökler aşkına!
"biz her şeye şahidiz..birlikte doğru düzgün yaşamayı bir öğremediniz!!" dedi martılar... 
müziği dinlemek yetmiyordu
söylemek gerekiyordu
söylemek yetmiyordu
çalmak gerekiyordu
çalmak yetmiyordu
yazmak gerekiyordu
yazmak yetmiyordu
dinlemek gerekiyordu...

29 Haziran 2015 Pazartesi

"bu dünyanın dışından" sesleniş -I-

anlayışım üstünde çalışıyordum
çok çalışıyordum...
yine de iki şeyi anlamakta zorlanıyordum
çok zorlanıyordum...

biri, yaşamı kendine borçlu görenlerdi
her yaptıkları iyi şeyin hesabını tutanlar,
yaptıklarını daima fazla bilenler...

oysa sevgide hesap tutulmazdı
o, plansız, sınırsız akan duru sular gibiydi...

diğeri, sevgiye sırt çevirenlerdi
özgürlüklerinden olacaklarını sananlar,
uzak tutup kontrol edenler...

oysa sevgi tutsaklaştırmazdı
o, seni gökkuşağına taşıyan, bir kuşun kanadıydı...
durum-duruş

ya hep durmam gereken yerdeyim
ya da artık durmam gereken yerde...

ya "benimle dur" de bana,
ya da benimle durma.
gün ardından

herkes ayrı birer hikaye
ve tüm hikayeler
ilerliyor birbirinin peşi sıra
gün boyu

büyük bir kitabın dağılmış, 
parçalara ayrılmış sayfaları gibi
herkes kendini tamamlayacak
sayfayı arıyor gün boyu

gün bitiyor
hikayeler bitmiyor
ve arayışı satırların birbirini
yıllar boyu...
sözün özü

sevgiyle baktıkça
'öz'ü görürsün
'öz'e yaklaştıkça
daha çok seversin

sevgiliye gönül gözüyle
bakmamak ne mümkün
öze varıp da
çok sevmemek ne mümkün
ne güzel?

güzel müzik
güzel hava
biraz deniz kokusu
biraz şehir dokusu
güzel sohbet
güzel yürek

güzel dokunduğun her şey
güzel baktığın her yer
ne güzelsin sen güzel

artık...perde

bakıyordum..görüyordum..
onlar da bakıyordu
ve ben niye görmediklerini anlamıyordum
ama artık neyi görmediğimi biliyorum
artık gözlerindeki perdeyi görüyorum
hala anlamıyorum
ama artık biliyorum
bakıyorlar ama görmüyorlar

11 Haziran 2015 Perşembe

iyi davran bana

kendini korumak için ördüğün 
bir dirhem duygu sızdırmayan,
içeri gün ışığı almayan duvarlarını,
uçları camdan keskin savunmalarını
aştım da geldim..

ellerimde renklerim,
eteklerimde çiçeklerimle
uzun yollardan geldim

içinde sevgiyle büyüttüğün çocuğun
çim yeşili gür bahçesinde
erken açmış lalelerin beyazında
sakladığın masumuyetini
bilip de geldim..

kirpiklerimde yaşlarım,
gözlerimde anlayışımla
uzun yollardan geldim

bir kapısı dünya, diğeri cennete
ve sonsuzluğa açılan kapıdan
defalarca geçip geçip 
yine o bahçeye
dönüp de geldim

dudaklarımda türküm,
kalbimde aşkımla
uzun yollardan geldim

çok uzun yollardan geldim
çok..
iyi davran bana..

aynı

çıkıp da biraz dışına...
bulutların üzerine
yükseldiğinde kuşlar
gerçekte herkesin
her şeyin
aynı olduğunu
görüyorlardı
herkes
herkesle
her şeyle
kavga ediyordu
ve hepsi
aynıydı
aynı
dünya acıtmaktan, sövmekten, dövmekten, öldürmekten korkmayanlarla;
sevmekten, değer vermekten, ilgi göstermekten korkanların ellerinde dönüyor...

biri yok etmekten korkmuyor anladım da...
sen niye var etmekten korkuyorsun?
sevmek seni çoğaltır anca... 
kıymet vermeyerek her gün azalıyorsun
hayat

aşkın vatanı yok...
acının vatanı yok... 
hüznün vatanı yok... 
özlemin vatanı yok... 
yalnızlığın vatanı yok... 

tümünün vatanı bir... 
tümünün vatanı hayat...
hayat.. 
müziğin vatanı hayat... 
güç

herkesin bir zamanı var
her şeyin de...
herkes bir zaman bir şeylere hayret etti
ben her zaman şiddetin hizmetindeki güce
bir de sonu gelmeyecek sanılan kibirli hırsa hayret ettim
çiçekler hep kıymet gördükleri yerde açar
güneş olsun, su olsun, gölge olsun...
ne olduğu mühim değil
verdiği sevgiyle yaşar

4 Haziran 2015 Perşembe

kendi evimi, bahçemi temiz tutmadan çevre temizliğine katkı sağlamam imkansız. 
kendi içime bakmadan, dünyayı değiştirmem imkansız.
sessiz paket

sessiz sedasız başlar
koca bir dünya kalbinde 
koskoca kainat aklında döner
sonra bir gün, ay vakti
sessiz sedasız biter
hiç açılmamış bir paket gibi...
insanca

güneş yağmurca biliyor muydu?
peki ya ay güneşçe?
gökyüzü denizce konuşabiliyor muydu?
ya da yunus martıca?
lodos kızıyor muydu rüzgarca bilmeyen dalgaya?
ağaçça bilmediği için dalından kovulan yaprak var mıydı hiç?
ya da toprağından kovulan ağaç?
gürlemeyeni sürmüş müydü aslan ormanından?
tüm kuşlar tek dilden mi söylüyordu şarkılarını?
doğa ayırım yapıyor muydu çocukları arasında?
tek insan mı anlamıyordu diğerini?
doğaya bile karşı duran tek insan..
oysa hangi dilden olduğunun önemi yoktu,
insanca konuşmaktı aslolan
yeniden

birini incitirsen, herkesi incitirsin
bir insana ettiğin hakaret gerçekte herkesedir
bir kalbi kırarsan, herkesin kalbi zarar görür
söylemeye gerek yok ama,
birini öldürürsen, herkesi öldürürsün
o yüzden, çok kereler öldük biz
ama umudumuzla her gün 
yeniden yeşerdik
yeniden doğduk

2 Haziran 2015 Salı

çocukça

çocukluğuna bakmak
çok iyi bildiğim ama 
sözleri olmayan bir şiiri 
hatırlamak gibiydi
anlamını yüreğimde taşıdığım
ama hepsi çocukluğumda 
saklı olan...
ilk kelimelerim gibi..
ne güzel olurdu
soğumuş kalpler güneşe kavuşsa,
toprak kaplanmış zihinler filizlenip çiçek açsa, 
kararmış vicdanlar yeniden ışıl ışıl parlasa..
tek biri olsa..
çok şey demek olurdu..

28 Mayıs 2015 Perşembe

geceyle sohbet

bugünün sonu yarının başlangıcı olan gece
bu günü bitirdiğin için kızmalı mıyım sana?
yoksa beni yarına taşıdığın için sevinmeli miyim?

karanlığına öfkelenirsem eğer
parlak yıldızları bana gösterdiğin için
sana nasıl teşekkür ederim?

derin sessizliğinden alınmalı mı
yoksa kendimi duymamı sağladığın için
sana minnet mi duymalıyım?

belki iyi tanıyamadık birbirimizi
ki çoğu kez yarı ölüm haliyle yaşadım
aslında belki sen alınsan haklısın

yine de kimi zaman eşlik ettim, 
en derin düşüncelerimi açtım sana
gel, sen de haksızlık etme bana

zaten kıyamazsın bilirim
gündüzün emaneti çocuklarız biz
ama en çok seninleyken kendimiziz

bazen gördüklerine şaşarsın bilirim
görüp de şahit olduğun, insanın 
senden daha da karanlık yanına

demez misin hiç "ey gündüz!"
"senin iflah olmaz çocukların,
geceden de öte bir karanlıkta"

durdurmak istemez misin?
uçurumlara kör uçuşu giden insanlığa,
"uyanın çocuklarım!" demek istemez misin?

istersin bilirim...
ki... biz gündüzün olduğu kadar
senin de çocuklarınız..

işte yine başbaşayız güzel gece...
sen ve ben..aydınlatabilir miyiz dünyayı?
eğer çok ama çok istersek..

söz kimselere söylemem ama bilirim
senin her sabah tan ağarırken 
güneşle buluşup ettiğin sohbetleri

hem belki o da katılır bize...bilmem
sadece umut benimkisi, biraz da sevgi...
bak işte gözkapaklarım ağırlaştı yine

bugünün sonu yarının başlangıcı olan gece
bu günü bitirdiğin için kızmalı mıyım sana?
yoksa beni yarına taşıdığın için sevinmeli miyim?

kızmıyorum sana.. belki biraz kendime
hala uyumadığım için...sen şimdi uyut beni
söz iletirim selamını ben gündüze..
'ol'mak..

eliyle silahını, sözüyle kalemini kendine benzemeyeni yok etmek için kullanan ile
yüreğiyle sazını sevmek, nefs ile savaşını iyilik adına vermek için direnenlerin mücadelesiyle dolu... bir deli dünyada...

insanlığın her gün, yeniden cennet ile cehennemi buluşturduğu bir dünyada aşk ile varolmak...

ama var ama yok... 
hep bir...
hep bütün olmak...için olmak

18 Mayıs 2015 Pazartesi

başka aşk

her şey başka başka değişir
'mesela gel desem, benimle
gelir misin?' dersem başka,
'benimle gel' dersem bir başka değişir
"gel duruduğmuz yerden aşka bakalım" 
dersem başka,
"gel iyisi mi biz aşk olalım" dersem
dünya bir başka değişir
mesafe uzaklık yaratmaz, uzaklık mesafe yaratır
an

gözlerimin önünden geçen kuşun kanadı ardından
göz bebeğim hızla değdi açık maviye
öyle açık .. öyle parlaktı mavi aralanan kirpiklerimde... 
ki gözlerimi kıstım
bir 'an'...her şey durdu.. 
sen oldu...
sonra geçti, kuşun kanadı ardından
düş gibi

bir yunusun sırtında 
rüzgarı arkama alıp,

asma yapraklarının altında bir
tahta iskemlede oturup,
kahvemi yudumlarken
mavi ortancalara dalıp

düş kurmaya gider gibi...
seninle hayat

15 Mayıs 2015 Cuma

anlat onlara

doğduğum günden beri yüreğimde sakladığım.. 
her 'an'ımın şahidi
kırmızı kanatlı kuş..
anlat onlara;

sert düşmelerin ardından gelen güçlü kalkışlarımı
sabrın sonundaki sonsuz yükselişimi anlat
iyiliğin yüceliğini,
bilginin kudretini,
onurlu olmanın yenilmez gücünü anlat..
söylemediklerimden görmediğim zararı
şükretmelerimin ardından geleni cennetimi anlat
korkmadığımı söyle onlara
ki korkunun panzehiri sevgi..
sevgiyle kendi nefretimi, kibrimi, 
ihtiraslarımı nasıl yendiğimi anlat...

her 'an'ıma şahit kırmızı kanatlı kuş
anlat onlara...
vazgeçmeyişlerimi, tutunuşlarımı
güçsüz hissettiğimde seni elime alıp da
gözyaşlarımla nasıl dua ettiğimi anlat
sonra hızla çarpan kanatlarında
rüzgarına zerafetle teslim olduğumda, 
güneşin odalarıma yeniden nasıl doğduğunu anlat

yüreğimde sakladığım kırmızı kanatlı kuş
anlat...
o güneşle birlikte her gün, yeniden,
nasıl bir umutla doğduğumu 
anlat onlara...
bir gün öleceğini bilen narin kelebek
yine de renklendirmeyi bırakmadı dünyayı
her kanat çırpışında aşkla, yeniden sevdi.. 
ve diğer kelebeğin varlığından güç aldı...

5 Mayıs 2015 Salı

gibi değil

kabalık, dürüstlük demek değil, 
inceliğin samimiyetsizlik olmaması gibi

zorbalık güçlü olmak değil, 
nezaketin zayıflık olmaması gibi

çok konuşmak çok bilmek değil, 
suskunluğun cehalet olmaması gibi

kötümserlik gerçekçilik değil, 
iyimserliğin hayalcilik olmaması gibi
sözün özü

söz anlatır
mesela 
"buradayım" dersin
aklım, kalbim, ruhumla...
ben burada..
'ben'i anlatır

söz anlatır
mesela
"yanındayım" dersin
aklım, kalbim, ruhumla...
dualarımla yanında... 
ben'deki seni anlatır
ah bir bilsem

aslında sen bilmiyordun
aslında ben de bilmiyordum
aslında zaten bilemezdik

daha önce hiç olmamıştı

olsa bilirdin
olsa bilirdim
olsa bilebilirdik

şimdi biliyor musun?
biliyor muyum?
biliyor muyuz?

bilmiyoruz
çünkü daha önce
hiç olmamıştı...

11 Nisan 2015 Cumartesi

hep yeniden

madem beynini yıkıyorlar, kalbini kirletiyorlar...
her gün havalandır aklını, duygularını gökyüzüne doğru..
ıslat yağmurlarla düşüncelerini, serinlet yüreğini
sonra kurut güneş sıcaklığında, lodos rüzgarında
ağaçların bahar dallarına as madem..
temiz kal...
duru kal...
çiçek kal..
her gün yeni baştan al madem...
akarsuyu akışında sevemedik bir türlü.. 
illa ki bardağa doldurup tüketeceğiz...
ay ve ben 

kucağımda ay... 
denize doğru yürüyorum
ayak bileklerim suda
sımsıkı sarılmışım aya
ay suda batar mı?
beni taşır mı?
birlikte mi dalarız derinlere?
hiç bilmiyorum...
korkmuyorum da..
sadece merak bendeki

ayın yüzünde kendimi görüyorum
sudaki yansımamız...
ay ve ben...
sımsıkı sarılmışım aya..
gülümsüyoruz
birlikte yürüyoruz...
çoktan seçmeli

o insan mıydı ki
hep olmayandan dem vuran
'az' diye hayıflanıp da hep
gösteriş peşinde koşan

başını kaldırmaktan üşenip
olduğun yerde konuşursun
sonra elim boş deyip
öyle şikayet eder durursun

'ne gördüm ki vereyim' dersin
sanki hayat sana düşman..
bir çift güzel göz ödülündü..
gözün önündekini görmemen cezan...
ilkbahar; "ağaç kesmeyeceğinize söz verin, gelirim" diyormuş..

7 Nisan 2015 Salı



işte hep sen
şüphesiz en saf ve kıymetli yanı sevgiydi ruhun...
öyle ise hassas, kırılgan ve az bulunandı...
işte ondandı hep üzerine titremen..
sözünü özünden dikkatle seçmen,
kelimeleri ince buz kristalleri gibi ardı ardına dizmen,
hayranlığını bir kuşun kanatları ardına gizleyip,
onun gökyüzünde süzülmesini beklemen..
çiçeğin dalında kızarıp, filizin toprağında serpilmesini bekler gibi
ağır ağır, sabırla kendi etrafında, zerafetle dönmen..
şüphesiz en saf ve kıymetli yanı sevgiydi ruhun...
öyle ise hassas, kırılgan ve az bulunandı...
işte ondandı hep...

30 Mart 2015 Pazartesi

ben/ışık/gölgen

ben ışığım evet..

o yüzdendir karanlıkta kendini görmen
yalnız kalmak istiyorsun bilirim
karanlık yalnızlıktır
karanlık soğuktur
karanlık boşluktur bilirim

o yüzdendir aydınlatmam
sen kendini gör diye
sen yolunu bul diye
sen el yordamıyla ararken yönünü
yalnız olmadığını bil diye

ben ışığım evet

o yüzdendir karanlıkta beni görmen
beni görmen mühim değil
ben gölgen de olurum,
sen sen ol yeter..
sen kendini bul yeter
aşkın sureti
derin ve kırılgan...
sabırlı ve sadık...
sonsuz...
su gibi...
bereketli...
toprak gibi...
tutkulu...
ateş gibi...
ilahi...
nefes gibi...
yaşam gibi...
masal gibi...
gerçek mi?
mucize mi?
öyle güzel...
aşkın..
sureti..

9 Mart 2015 Pazartesi

savaşı kazandığında mutlu olamazsın, 'savaş'ı sevmiyorsan eğer...
sevmek için her zaman daha çok neden var...
parçalar

hayat sana, dağılmış parçalarını toplamayı öğretir gibi..
olup biten her şey, seni yeniden bir araya getirir gibi..
gidenler sende bıraktıkları ile, 
gelenler sana verdikleri ile,
kalanlar ise daima sana aitmiş gibi...
seni tamamlıyor, bütünlüyorlar..
hayat sana, yeniden 'sen' olmayı öğretir gibi..

4 Mart 2015 Çarşamba

böyle böyle aşk

ya baktığım her şeyde..
gözyaşlarım kapıda bekliyorsa
ya yaşlanıyorum artık..
ki çocukken de böyleydi

ya da gördüğüm her şeyde sen,
her yerde sen varsan..
gözüm açık direniyorsam ağlamaya,
yağmurun ardına saklanıyorsam,
suçu toz zerrelerine atıyorsam..

ya da rimelimin siyah boyasına,
ucuz bahanelere sığınıyorsam

ya gördüğüm her şeyde,
baktığım her yerde sen varsın diye
içimi ferahlatan rüzgara karşı
ağlamamak için ısırıp dudaklarımı
avuçlarımı sıkıyorsam...

ya karnıma giren ağrıyla uyuyamıyor,
sırtımdan yükselen ürpertiyle uyanıyorsam

ya hissettiğime şükrediyorsam sonra
'iyi ki' diyorsam durmadan
ya yaşlanıyorum artık..
ki çocukken de böyleydi

hep böyleydi
böyle böyle
güzel...
aşk...

özlemek sabrı öğrenmenin en etkili yolu... sevgiye sabretmek de aşkın...

5 Şubat 2015 Perşembe

aşkın her hali güzel
ama en çok "sen" hali
parçalar

parçalar yer değiştiriyor
gülüşünden bir parça bana
benden de sana akıyor
toz zerrecikleri gibi
bir söz parçasıyla sana
senden bana ulaşıyor
çiçekten bal alan arılar gibi
denizden beslenen nehirler gibi
sevgimden bir parça sana
senden de bana karışıyor

parçalarımız yer değiştiriyor
her seferinde seni bana
beni sana taşıyor