13 Kasım 2015 Cuma

'değer'li

her şeye değil belki ama
bazı 'şey'lere değerdi...
sanki yaşamda maharet

o 'şey'leri görmekti...

bulmak sadece bir an
bırakmamak zamandı...
ikisi arasındaki her şey
kendine bir anlam katmaktı...

belki yaşamını eşsiz kılan
'var'lığına değer vermekti...
'yok'luğuna kavuşmadan önce
sanki 'kıymet' bilmekti...
duyum

en çok.. sessizliğine seslendiğimde 
kulaklarımı kapıyorum,
duymamak için kendimi
ve duyabilmek için seni...

en zoru...söz dinlemeyen 
ve..susturmak zorunda olduğum
şu küçük kalbimin 
büyük, kocaman gürültüsü...

2 Kasım 2015 Pazartesi

ne yücedir...
yenilgide öfkesine yenilmeyenin asaleti
en yücedir...
yengide kibrini yenenin adaleti!
bir aptal (yüzyıllardır her dönemin şiiri)

bir "aptal" yakıştırmasıdır gidiyor.. birilerinin azizliği..
hem ben hakareti hiç sevmem..
bir de hakkaniyetten yanayım.. 
şimdi ben saray da sevmem, şan da şöhret de.. 
güç çatışmalarının dışında tutarım kendimi bildim bileli..
yerinde konuşmaya çalışırım..
bilmek önemli bilmediğini..bir de haddini..
haddimi bilmek isterim en çok..
birilerine sürç-i lisan ettiysem affola da...
kafam şuna takıldı kaldı..
şimdi benim parayla pulla da işim yok..
yani yok dediysem yaşayacak kadar..
beni bilen bilir,
ihtiyacım olanı kadar yeter bana..
neye yarar mal mülk, paylaşmadıktan sonra...
şimdi adamın biri maddeye aşıkken, güce aşıkken
sahip çıkıyorsa maneviyata da...
gösterişiyle alaşağı ediyorsa cümle alemi
yokluktakine varlığı lütfediyor,
varlığa şirretiyle hükmediyorsa...
gözündeki hırsa, kibire rağmen
cennet bahçeleri vaadiyle
nice canı peşinden sürüklüyorsa...
ve ben doğruluk, dürüstlük, hak diye diye..
iyilik kılıcını kendime saplamış ama hala gülüyorsam...
şimdi kim aptal?
ben mi.. onlar mı?