hangisi?
bir karasızlıktır aldı beni
gözlerin dehlize açılan bir kapı
ellerin, sırları aralayan bir dua iken
bakışlarından parmak uçlarına
uzayan sis perdesinde
yunus olup yolumu ararken ben
ateşten bir damla avuçlarımda
aşkı tutamaz iken
kor çakıl taşlarında çıplak ayakla
yürüyemez iken
kendimden öte beni arayıp da
aynalarda bulamaz iken
bir kararsızlıktır aldı beni
gözlerin mi...?
ellerin mi...?
27 Eylül 2016 Salı
26 Eylül 2016 Pazartesi
ama illa ki
bir bakarsın
bütün gemiler gitmiş
kalbinle yüzmek kalmış denizlerde
...yüzersin
kanat çırpmak kalmış uzak göğe doğru
...kanatlanırsın
yürümek kalmış bulutlardan öteye
...yürürsün
ama öyle ama böyle...
ama illa ki ...
bir bakarsın
ulaşmışsın
köprünün ötesine
bütün gemiler gitmiş
bir bakarsın
varmışsın
ama öyle ama böyle
bir bakarsın
bütün gemiler gitmiş
kalbinle yüzmek kalmış denizlerde
...yüzersin
kanat çırpmak kalmış uzak göğe doğru
...kanatlanırsın
yürümek kalmış bulutlardan öteye
...yürürsün
ama öyle ama böyle...
ama illa ki ...
bir bakarsın
ulaşmışsın
köprünün ötesine
bütün gemiler gitmiş
bir bakarsın
varmışsın
ama öyle ama böyle
22 Eylül 2016 Perşembe
ellerin senin
hep aradığım
sorunun cevabı gibi
ellerin...
kaygılara huzur
acılara umut gibi...
karanlıkta gözün kendiliğinden
varması gibi ışığa,
beyaz bir gül merhemi gibi
kuru ayazda çatlayan dudağıma...
bunaltıcı gün ardından
yüzüme çarptığım suyun verdiği
ilk derin nefes gibi...
aşk gibi...
...
şefkat gibi ...
...
çokça şükran
ve alabildiğine ilham dolu
ellerin...
senin.
hep aradığım
sorunun cevabı gibi
ellerin...
kaygılara huzur
acılara umut gibi...
karanlıkta gözün kendiliğinden
varması gibi ışığa,
beyaz bir gül merhemi gibi
kuru ayazda çatlayan dudağıma...
bunaltıcı gün ardından
yüzüme çarptığım suyun verdiği
ilk derin nefes gibi...
aşk gibi...
...
şefkat gibi ...
...
çokça şükran
ve alabildiğine ilham dolu
ellerin...
senin.
20 Eylül 2016 Salı
portre
renkli kalemlerim var
anlatmaya yetecek kadar
yüzündeki her bir çizgiyi
ve yüzeydekini
gölgeleyecek, derindeki
saklı izleri
aydınlatacak kadar...
öyle açıktan koyuya
saydamdan karanlığa doğru
yaşamın tüm renklerini
içinde barındıran kalemlerim
anlatırlar...her gün...
yüzündeki her bir çizgiyi
eğer istersem
...
ki bir de... o çizgileri bir bir
ince ince
kabuğu içinde saklayan
bir sırrım var ki
bilmem söylemiş miydim
birden gelir gürültüsü
olmadık yerde hızlanır da
tüm renkleri birbirine katar
biçare kalbim benim
çocuksu heyecanından
bazen inadı tutar
sonra her yer alabildiğine kırmızı
yer gök nar çiçeği
durdur durdurabilirsen
...
ama kabahat
kalemlerde mi, renklerde mi?
belki kabahat de değil...
asıl maharet...
yüzünde mi?
o çizgileri yansıtan kalbinde mi?
yoksa hepsini bir bir saklayan
benim biçarede mi?
valla hiç bilemeden...
çizdim gitti
portreni.
renkli kalemlerim var
anlatmaya yetecek kadar
yüzündeki her bir çizgiyi
ve yüzeydekini
gölgeleyecek, derindeki
saklı izleri
aydınlatacak kadar...
öyle açıktan koyuya
saydamdan karanlığa doğru
yaşamın tüm renklerini
içinde barındıran kalemlerim
anlatırlar...her gün...
yüzündeki her bir çizgiyi
eğer istersem
...
ki bir de... o çizgileri bir bir
ince ince
kabuğu içinde saklayan
bir sırrım var ki
bilmem söylemiş miydim
birden gelir gürültüsü
olmadık yerde hızlanır da
tüm renkleri birbirine katar
biçare kalbim benim
çocuksu heyecanından
bazen inadı tutar
sonra her yer alabildiğine kırmızı
yer gök nar çiçeği
durdur durdurabilirsen
...
ama kabahat
kalemlerde mi, renklerde mi?
belki kabahat de değil...
asıl maharet...
yüzünde mi?
o çizgileri yansıtan kalbinde mi?
yoksa hepsini bir bir saklayan
benim biçarede mi?
valla hiç bilemeden...
çizdim gitti
portreni.
9 Eylül 2016 Cuma
sanrı
başka toprakta doğsam
şimdi "düşmanım" dediğim
ben olacaktım,
toprağın başka meyvesi,
başka bereketiyle besili
farklı bir suyun hararetiyle
belki bambaşka beden,
şimdiki 'ben'e yabancı
bambaşka bir ben olacaktım
gittiğim yollar bugünden ayrı
eşim dostum desen hepsi gayrı
belki 'el' dediğim ben olacaktım
şimdi kim düşman?
kim yabancı?
bu dünya bir han ise
değil mi ki herkes bir garip yolcu,
herkes dost...
tek gerçek
nefes, toprak, su ise
değil mi ki diğer tümü insan uydurması,
hepsi yalancı
başka toprakta doğsam
şimdi "düşmanım" dediğim
ben olacaktım,
toprağın başka meyvesi,
başka bereketiyle besili
farklı bir suyun hararetiyle
belki bambaşka beden,
şimdiki 'ben'e yabancı
bambaşka bir ben olacaktım
gittiğim yollar bugünden ayrı
eşim dostum desen hepsi gayrı
belki 'el' dediğim ben olacaktım
şimdi kim düşman?
kim yabancı?
bu dünya bir han ise
değil mi ki herkes bir garip yolcu,
herkes dost...
tek gerçek
nefes, toprak, su ise
değil mi ki diğer tümü insan uydurması,
hepsi yalancı
3 Eylül 2016 Cumartesi
satır aralarında
belki en önemlisi
oradadır
okunmayı bekleyen
farkedilmeyi...
kalabalık caddelerdeki
harf sütunları arasında
belki sayfanın kıvrık ucu
altında yeşertmiştir
aşk tohumlarını
bina gölgelerine rağmen
kimbilir
belki en önemlisi
okunmayı bekleyendir
kayıp bir şehrin planı gibi
yaşamın bir başından
diğer ucuna
satır aralarında...
belki en önemlisi
oradadır
okunmayı bekleyen
farkedilmeyi...
kalabalık caddelerdeki
harf sütunları arasında
belki sayfanın kıvrık ucu
altında yeşertmiştir
aşk tohumlarını
bina gölgelerine rağmen
kimbilir
belki en önemlisi
okunmayı bekleyendir
kayıp bir şehrin planı gibi
yaşamın bir başından
diğer ucuna
satır aralarında...
2 Eylül 2016 Cuma
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)