bakış
"kendine iyi bak" diyorsam
bu senin için olduğu kadar
benim için de...
"neden?" deme.
kalbim böyle attığınca,
bedenim toprağa,
nefesim göğe vardığınca,
şu fani ömrüce, ben
güneşin turuncu alnına,
kızıl tarlanın buğdayına,
yeşile aşkından doğan ağacın
bin bereketli dalına
bakar gibi hep
sana bakmak istiyorum.
25 Ekim 2016 Salı
22 Ekim 2016 Cumartesi
20 Ekim 2016 Perşembe
var 'ol'mak
dünyayı kendi bedenin ve ruhun gibi algılamadan nasıl var olabilirsin?
nasıl ayırabilirsin zihnini kalbinden...
parmak uçlarından başının üzerine kadar sana emanet olan bedenini
nasıl ikna edebilirsin uyuyan bir gecede yıldızlarda dans etmeye?
yahut... baharın ilk çiçeklerine düşmüşken çiy damlası
nasıl karşı koyabilirsin çimlerin üzerinde çıplak ayak koşmaya?!
canla başla yükünü taşıyıp evine gitme derdindeki karıncayla konuşmadan,
kış soğuğunda bedenini yavrularına yuva yapan Cingöz kediye bakmadan,
nasıl anlarsın yaşam mücadelesindeki Arif Amcayı, Hasibe Teyzeyi?!
dünya üç günlük yaşamında bakmaya doyamadığın kelebek kadar, köşe bucak kaçtığın börtü böceğe hak ettiğini vermedikçe değişmeyecek..
şu alemde, sana cömertçe sunulan güzelliklerle doyduğun kadar, başını çevirip bakamadığın şeylerle eksiksin..
içindeki boşluğu doldurmak istiyorsan eğer, önce kendi devrik kalelerini keşfedeceksin...
çünkü dünyayı ancak, kendi bedenin ve ruhun gibi algılayarak var olabilirsin..
dünyayı kendi bedenin ve ruhun gibi algılamadan nasıl var olabilirsin?
nasıl ayırabilirsin zihnini kalbinden...
parmak uçlarından başının üzerine kadar sana emanet olan bedenini
nasıl ikna edebilirsin uyuyan bir gecede yıldızlarda dans etmeye?
yahut... baharın ilk çiçeklerine düşmüşken çiy damlası
nasıl karşı koyabilirsin çimlerin üzerinde çıplak ayak koşmaya?!
canla başla yükünü taşıyıp evine gitme derdindeki karıncayla konuşmadan,
kış soğuğunda bedenini yavrularına yuva yapan Cingöz kediye bakmadan,
nasıl anlarsın yaşam mücadelesindeki Arif Amcayı, Hasibe Teyzeyi?!
dünya üç günlük yaşamında bakmaya doyamadığın kelebek kadar, köşe bucak kaçtığın börtü böceğe hak ettiğini vermedikçe değişmeyecek..
şu alemde, sana cömertçe sunulan güzelliklerle doyduğun kadar, başını çevirip bakamadığın şeylerle eksiksin..
içindeki boşluğu doldurmak istiyorsan eğer, önce kendi devrik kalelerini keşfedeceksin...
çünkü dünyayı ancak, kendi bedenin ve ruhun gibi algılayarak var olabilirsin..
14 Ekim 2016 Cuma
10 Ekim 2016 Pazartesi
kavramsal
kavramların suçu yok
tümünün içini boşaltan
insan...
sevgi sevgi değil
inanç inanç değil
barış barış değil
yaşam yaşam değil
mandalla ipe asılmış
çuval gibi tümü
içi boşalmış
kevgire dönmüş kavramlar
kafalar da boşalmış
boş levha zihinler
kalplerde desen tık yok
teneke mübarek...
tek kavram kaplamış
yer küreyi baştan ayağa
rengi, tadı, kokusu sarmış
zapt etmiş, esir almış insanlığı
nefret ondan beslenir
kibir ondan beslenir
baskı ondan beslenir
şiddet ondan beslenir
kıskançlık, ayrımcılık,
açgözlülük desen hep ondan...
içi dolu tek kavram bu ya ne desem boş
gidip de kağıt parçasını mı suçlayayım?
onun suçu yok
tümünün içini dolduran insan
ki insan insan değil.
kavramların suçu yok
tümünün içini boşaltan
insan...
sevgi sevgi değil
inanç inanç değil
barış barış değil
yaşam yaşam değil
mandalla ipe asılmış
çuval gibi tümü
içi boşalmış
kevgire dönmüş kavramlar
kafalar da boşalmış
boş levha zihinler
kalplerde desen tık yok
teneke mübarek...
tek kavram kaplamış
yer küreyi baştan ayağa
rengi, tadı, kokusu sarmış
zapt etmiş, esir almış insanlığı
nefret ondan beslenir
kibir ondan beslenir
baskı ondan beslenir
şiddet ondan beslenir
kıskançlık, ayrımcılık,
açgözlülük desen hep ondan...
içi dolu tek kavram bu ya ne desem boş
gidip de kağıt parçasını mı suçlayayım?
onun suçu yok
tümünün içini dolduran insan
ki insan insan değil.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)