yazgı
yazdıklarını okudukça
düşüncelerine yaklaşırım
ya okudukların?
beni gözlerinle buluşturur
dinlediklerinde sustuklarımı
sessizliğinde özlemimi duyarım...
yani illaki
günün bir saati
kalbim kalbinle
konuşur...
anlamadı gitti
önce kalbine yerleşir
sonra gittiğini sanar
oysa 'an'lar iz bırakır
O'ysa anlamaz, gitti sanar......
bir türlü
taşa, toprağa,
çarpa çarpa
şekil aldı
suda alamadığı
nefesle
ateşi harladı
yara ala ala
allanmadı
savrulmaktan
uslanmadı
gitti
gönül
maharet
nefsine aman vermeyip
dengeye rağbet etmek
iyiye, güzele selam edip,
kaybolana şefkat vermek
kusurlara yumup gözünü
her dem sevgiyi büyütmek..
bünyede taşıdığın aşkın
manada ağır yüküyle
dünyanın ince sırtında
hafif adımlarla yürümek
döngü II
sonbahar sokaklarında yürüyen
ayaklar altında ses olmadan çok önce
başımı her kaldırışımda sevdim seni
yeşil bereketim, serin huzurumsun...
dalından koparmadan ayrı,
kuru toprağında ayrı sevdim...
bak, nihayet geldi o bahar
tomurcuğun vücut bulmadan
sen, kabuğundan yeni çıkan
cenin özleminle selamla beni...