20 Mart 2016 Pazar

Bir dünya hayalim var

Kaldırım kenarlarında rengarenk çiçeklerin bittiği,
Çocuk kahkahalarının parkları doldurduğu,
Yeşil heybetli ağaçların gölgesinde insanların huzur bulduğu,
Bereketli topraklardan fışkıran yemişlerin insanca, adilce paylaşıldığı, 
Müzik ve sanatın ruhları beslediği, aşkların şiirlere döküldüğü,

Okumaya, anlamaya, sorgulamaya, öğrenmeye, farkına varmaya, dinlemeye, saymaya, sevmeye, her gün daha çok sevmeye, affetmeye, onarmaya istekli;

yürekli, yüce gönüllü, duru görülü, dürüst, çalışkan ve iyi kalpli insanların hayat bulduğu bir bir dünya hayal ediyorum...

sonra sordu;
- "peki gerçek aşk var mıdır?"
- "vardır elbet"
- "hmm.. gerçek olduğunu nasıl anlarsın?"
- "O'nun yokluğu ve özlemiyle hissettiğin acının, tüm insanlığın çektiği acılar için hissetiklerinin üzerine çıkmaması için kendinle mücadeleye girmişsen eğer, bu gerçek aşktır."
- ...(?!) neden kendinle böyle bir mücadeleye giresin ki?!"
- "Çünkü gerçek aşk bencil değildir ve gerçekte, tüm insanlığın çektiği acılar için ağlayan bir kalbin ödülüdür"
- ...

fani

nereden geldiysen gel
nereye gidiyorsan git
geldiğin gün belli
günden ayrılacağın belli
bahçeni çiçekli kıl,
yolunu aydınlık
bilsem nedir bu kahır
nedir bu çılgınlık..
süreli geldin
misafirsin dostum
geçicisin işte 

suda bir'iz'

iki şey paylaşıyoruz seninle
hiç yazmadığımız satırları
ve o satır aralarında
paylaşılmamış olanları

o yüzden hep'iz' 
ve hiç'iz' birbirimize
suya yazdıklarımızı yudumlarken
sadece bir'iz'
sanrı

'hiç'lik felsefesinin yeşerdiği topraklarda 
kendini "her şey" sanmak...
ses

tüm kelimelerin ötesindekini anlatan
güçlü ve derin bir sesi var sesinin
ve ben kelimelerin ötesindekini
duymayı seviyorum...
değişim dönüşüm

bir kelime..bir cümle 
insanı değiştiremiyorsa..
ve yüreğini..
ya da bir olay...

bir acı değiştirmeye yetmiyorsa
ya da onlarcası..yüzlercesi...
dönüştüremiyorsa insanı
ve yüreğini...

ölünce değişir mi acaba insan?
yeterli olur mu değiştirmeye...dönüştürmeye
kendi ölümü
kendini... ve yüreğini...

olmaz

"aman ben iyi olayım da ötekine ne olursa olsun" 
hiç olur mu?! 
kiminle paylaşıyorsun dünyayı?

14 Mart 2016 Pazartesi

fark

bir kişi farkına varsa dünyası değişir
kişi bir farkına varsa dünyası değişir
dünyanın bir farkına varsa kişi değişir
varsa bir kişi farkına varan dünya değişir
bu dünyada

insanları isimlere, kavramlara, sayılara, gruplara
bölüp bölüp
yaftalayıp , etiketleyip, ayırıp
birbirinden uzaklaştırmak işin ilk kısmı
içeriden zayıflatmak deniyor buna..

sonra dışarıdan birinin gelip yapacağı tek şey pimi çekmek
ki bu en kolay kısmı..
tek daha fazla güç için, iktidar için..
karşılıklı çıkarlar için
takım çalışması deniyor buna..

"yazık korumadağınız, parçaladığınız birlik duygusuna...!"
ki bu "tek iyi olmak", "iyiye ulaşmak isteyen" insanın yakarışı,
sevgiyi arayışı..
romantiklik deniyor buna da
dünyada.

terör

neyi beslersen onu büyütürsün...
savaş meydanlarda ve denk şartlarda olur...ki bu savaş değil.
terör ise korkaklık işidir... sinsidir..
kontrolsüz güç ve hırs karşılığını terör olarak bulur..
halklar hep bu korkaklık ve sidik savaşının kurbanı olur..

pul

satın alan ya da alınan farketmez.. 
orada efendi "para"... 
diğerleri kul...
Dünya malı ile gözü dönenin, 
cenneti saray, okulu haremdir 

öz

kabuklar kırılır, dökülür; 
şekiller değişir, gelişir; 
maharet içeridekini, 
'öz'ü koruyabilmekte...
olur

insan, insan olduğunda
çocuk, çocuk
erkek, erkek,
kadın da kadın...
insan, insan olduğunda...
mağduriyet ile barbarlık arasında, 
dengeli duruş sergileyen bir 'insanlık' var...    
güçsüzken de, güçlüyken de 
daima 'insan' kalmayı başaran... iyi ki!
bedenin dahi ruhuna emanetken, 
mülkiyet duygusu 
her daim bir yanılsamadan ibaret..
Mart

Hoşgeldin Mart,
Gönlümün pembe baharı...
Özlemimin mavi buğusu...
Çocukluğumun portakal şekeri...
Hoşgeldin...
has bahçem

bekliyorum ilk gülünü
açtığı o ilk yerde..
kalbini açtığın yerde 
ki o benim emanetim..
sabırla bekliyorum gününü
ki o benim ilk gülen gülüm
gönlüm, bekleyen gülünü
ilk ektiğin o yerde
has bahçemde..
rüya

seni hızla kendime çekmesem..
basıyordun renkli balıkların üzerine
"balığın yolda ne işi var?" deme..
rüya bu... yürüyorduk elele,
çocukluğumun izleri üzerinde..
her seferinde daha çok sevmek
...
her seferinde...
daha...
çok...
sevmek...
farklı sesleri bastırmaya, sindirmeye, susturmaya çalıştığında..
yalnız iki ses kalır geriye...
bomba ve silah sesleri,
kendi sesin..