aynı müziğin çocukları
aynı müziğin çocuklarıyız biz
bestesi güneş ve bulutlardan
ve ritmi, rüzgarla dans eden ağaçlardan
sözleri biz yazıyoruz
ki bu bizim hikayemiz
...kargalar biliyor, martılar şahidimiz
birbirinin sesine koşan küçük çocuklar gibiyiz
bir yanıp bir kaybolan ateş böcekleri gibi...
karanlığa nefes olan yeldeğirmeniyiz
çok önceden tanışıyoruz
ki bu bizim hikayemiz
...ev dediğimiz tek yer
açık kalbimiz
soğukta şiir yazan kar taneleriyiz
okyanusa meydan okuyan yelkenliler gibi...
kuma yazılmış güzel sözler gibiyiz
aynı müziğin çocuklarıyız biz
bestesi güneş ve bulutlardan
ve ritmi, rüzgarla dans eden ağaçlardan...
31 Ağustos 2014 Pazar
21 Ağustos 2014 Perşembe
bir başka
günün çok uzağındayım
ama aydınlığın tam içinde
nasıl bir mesafe anlayamadım
soğuk ve sıcağı aynı anda yaşayıp
en derin ve en yüzeydekine dokunabildiğim
hiç tanımıyormuşum ama hep benimmiş gibi hissettiğim
bu kadar sükunetli bir vahşilik
ve bunca ehlileşmiş tutku
aynı bünyede...nasıl?
cevabı içinde gizli sorular gibi...
bu mesafeden nasıl emin olabilirsin?
aynı denizin gündüz mavi, gece siyah görünmesi gibi
aynı gözlerin,onca derinliğe rağmen hiç tanımadan bakması gibi
çok aklıbaşında bir delilik gibi
hiç olmayacakmış gibi ama sanki bir anda oluverecekmiş gibi...
bunca zaman alışamamaya alıştım ben
nefesim kesildiğinde yaşamaya da
ve sen...mesafeli dur...da yine
çok uzaktaymışım gibi yakınında tut beni
günün çok uzağındayım
ama aydınlığın tam içinde
nasıl bir mesafe anlayamadım
soğuk ve sıcağı aynı anda yaşayıp
en derin ve en yüzeydekine dokunabildiğim
hiç tanımıyormuşum ama hep benimmiş gibi hissettiğim
bu kadar sükunetli bir vahşilik
ve bunca ehlileşmiş tutku
aynı bünyede...nasıl?
cevabı içinde gizli sorular gibi...
bu mesafeden nasıl emin olabilirsin?
aynı denizin gündüz mavi, gece siyah görünmesi gibi
aynı gözlerin,onca derinliğe rağmen hiç tanımadan bakması gibi
çok aklıbaşında bir delilik gibi
hiç olmayacakmış gibi ama sanki bir anda oluverecekmiş gibi...
bunca zaman alışamamaya alıştım ben
nefesim kesildiğinde yaşamaya da
ve sen...mesafeli dur...da yine
çok uzaktaymışım gibi yakınında tut beni
19 Ağustos 2014 Salı
13 Ağustos 2014 Çarşamba
haziran çiçeği
doğumunu çok önceden bilmek gibi
doğanın hediyesi gibi
renklerin sürprizi gibi
güneşte başka, karanlıkta bir başka
açacağını çok önceden müjdeleyen
hep aynı kokan toprağın çiçeği bu
hep aynı yöne bakan
papatya gibi zarif ama daha renkli
sükunet, yaratıcılık ve tutkuyu barındıran
renkleri var yapraklarında
haziran çiçeği bu
her gün yeniden doğan
ve parlayarak yükselen
sonsuz aşkın kanatlarında
bir-iz
uzun yollardan geldim
çantamda yolların tozu
yılların dumanlı kokusu
dudağımda yokluğun yakıcı tuzu
çok tepeler aştım heybetli
kimi kolay bırakmadı beni
kah dibe çeken kuyular
kah rüzgarların şiddetli sesi
onca yıl güzelliği aradım durdum
sudaki yansımama aşık oldum
sonra kaçtım kendimden
kavruk çöl kumunda iz oldum
bir iz olmak kolay değil
"biriz" demek kolay değil
uzun yollardan geldim de yine
yolumu sende buldum
uzun yollardan geldim
çantamda yolların tozu
yılların dumanlı kokusu
dudağımda yokluğun yakıcı tuzu
çok tepeler aştım heybetli
kimi kolay bırakmadı beni
kah dibe çeken kuyular
kah rüzgarların şiddetli sesi
onca yıl güzelliği aradım durdum
sudaki yansımama aşık oldum
sonra kaçtım kendimden
kavruk çöl kumunda iz oldum
bir iz olmak kolay değil
"biriz" demek kolay değil
uzun yollardan geldim de yine
yolumu sende buldum
dostum
güzeldi gökyüzünü seninle paylaşmak
denizlerden, balıklardan konuşmak
zamanı durdurup avuçlarında tutmak
güneşin altında iki gölge olmak
bir çocuğun kırık kalbini
bir yüreğin yaralarını sarmak
güzeldi gülmek dostum
sarılmak bulutlara
kabullenmek değişmeyen ne varsa
ve affetmek... geçmişi
(2013)
güzeldi gökyüzünü seninle paylaşmak
denizlerden, balıklardan konuşmak
zamanı durdurup avuçlarında tutmak
güneşin altında iki gölge olmak
bir çocuğun kırık kalbini
bir yüreğin yaralarını sarmak
güzeldi gülmek dostum
sarılmak bulutlara
kabullenmek değişmeyen ne varsa
ve affetmek... geçmişi
(2013)
daima seninle
ben o ağacın gölgesinde dinlenirken
sen serin sularda yüzerdin
küçük yüreğin hazırdı sevgiye
kucaklarken severdin yüzümü ellerinle
ben sana anlatırken dünyayı
bilmenin verdiği çaresizlikle
ne kadar masum, ama bilge
biraz da mahsun olurdun
ben hiç gitmedim, sen rahat uyu
sevdiğin masallarda, ben yanında...
ben hiç gitmedim, sen rahat uyu
rüzgarın sesinde, daima seninle...
(2010)
ben o ağacın gölgesinde dinlenirken
sen serin sularda yüzerdin
küçük yüreğin hazırdı sevgiye
kucaklarken severdin yüzümü ellerinle
ben sana anlatırken dünyayı
bilmenin verdiği çaresizlikle
ne kadar masum, ama bilge
biraz da mahsun olurdun
ben hiç gitmedim, sen rahat uyu
sevdiğin masallarda, ben yanında...
ben hiç gitmedim, sen rahat uyu
rüzgarın sesinde, daima seninle...
(2010)
acı kahve
unutamıyorm bir türlü
dün içtiğim kahvenin tadını
unutamıyorum bir türlü
tadını...
o acı karanlık, içinde geçmiş
gözler, dudaklar eller
içinde gelecek
içince geçecek ..acılar, yalnızlıklar
paylaşılmaz bir kahvenin kokusu
buram buram suçluluk duygusu
yapmasaydım keşke içmeseydim
uyku tutmuyor şimdi
(2010)
unutamıyorm bir türlü
dün içtiğim kahvenin tadını
unutamıyorum bir türlü
tadını...
o acı karanlık, içinde geçmiş
gözler, dudaklar eller
içinde gelecek
içince geçecek ..acılar, yalnızlıklar
paylaşılmaz bir kahvenin kokusu
buram buram suçluluk duygusu
yapmasaydım keşke içmeseydim
uyku tutmuyor şimdi
(2010)
söyle bakalım
kırmızı daldaki koca kanatlı kuş
öyle güzel gülüyorsun ki gördüm seni
çırpınca kanadı
1-2-3 alkış gibi, çarpar kalbim
bu melodiyi biliyorum
aşağı yukarı,
yukarı aşağı
çocukluğumdaki gibi
çırpınca elleri
1-2-3 oyun gibi, çarpar kalbim
nereden biliyorsun kalbimi?
kırmızı daldaki koca kanatlı kuş
nereden biliyorsun kalbimi?
kırmızı daldaki koca kanatlı kuş
öyle güzel gülüyorsun ki gördüm seni
çırpınca kanadı
1-2-3 alkış gibi, çarpar kalbim
bu melodiyi biliyorum
aşağı yukarı,
yukarı aşağı
çocukluğumdaki gibi
çırpınca elleri
1-2-3 oyun gibi, çarpar kalbim
nereden biliyorsun kalbimi?
kırmızı daldaki koca kanatlı kuş
ne de güzel gülüyorsun çocuk gibi
atınca kahkahayı
1-2-3 şarkı gibi, çarpar kalbim
bu melodiyi seviyorum
iner çıkar,
çıkar iner
küçüklüğümdeki gibi
çırpınca elleri
1-2-3 oyun gibi, çarpar kalbim
sonun başlangıcı
sondan başlıyor hikayeler
mutlu önce ve sonra...
...hikayeler
sondan başlıyor
her şey adım adım geriliyor
sıkışıyor satır aralarına
okumaya başladığında
küçük kız
harfler şeker pembe tadında
yiyip yutuyor hepsini
okumaya devam eden
küçük kız,
harfler bir bir
değişiyor...
sanırım oradayız
her şeyin başladığı yerde
ilk tohum, ilk heyecan
sen ve ben
heyecan varsa
yaşam var, tutku var
oyun var
ciddi bir iş aslında
şimdi neden anlamıyorsun?
başlangıçtayız sen ve ben
ilk atışı kalbin,
kalbimin...
heyecan varsa
yaşam var, tutku var
oyun var
ciddi bir iş aslında
vals
yaşamın öteki yüzünde
senin yüzün ve benim ellerim
buluştuğunda
sessizlik...
hayat bulur
senin yüzün ve benim ellerim
buluştuğunda
sessizlik...
hayat bulur
en son nefesine kadar yaşamın
ve son damlasına kadar gözyaşın
buluştuğunda
sensizlik...
hayat bulur
ve son damlasına kadar gözyaşın
buluştuğunda
sensizlik...
hayat bulur
sorgusuz, sualsiz ama dingin ritmi
sanki bir mucize gibi
dört dörtlük değil belki ama
üç dörtlük bir dans bu
sanki bir mucize gibi
dört dörtlük değil belki ama
üç dörtlük bir dans bu
eşlik etmeyi bilirsen,
ya da...
ya da...
iyi seyirciysen
İstanbul’un izleri
Gürültüsünden kirlenmiş sokağın kaldırımı
Adımlarda yer oynak, zemin ıslak
Gürültüsünden kirlenmiş sokağın kaldırımı
Toz kaplı ama pembe ve kirli
Adımlarda yer oynak, zemin ıslak
Gürültüsünden kirlenmiş sokağın kaldırımı
Toz kaplı ama pembe ve kirli
Çamur çamur bağrıyor ve paçamı kirletiyor
Gürültüsünden kirlenmiş sokağın kaldırımı
Gürültüsünden kirlenmiş sokağın kaldırımı
Çamur izleri ardımda peşimi bırakmıyor
Önümde ise mendilci kız bana gülümsüyor
Mendilinden almadan peşimi bırakmıyor
Mendilleri izleri silmeye yetmiyor
Önümde ise mendilci kız bana gülümsüyor
Mendilinden almadan peşimi bırakmıyor
Mendilleri izleri silmeye yetmiyor
Yanık yanık bağrıyor, yüreğimi titretiyor
İstanbul’un izleri peşimi bırakmıyor
İstanbul’un izleri peşimi bırakmıyor
oyun
sırayla oynuyoruz
sıramız gelince bir ben bir sen
sırayla oynuyoruz
yakalayan mutlu, bir de kaybolan
sıramız gelince bir ben bir sen
sırayla oynuyoruz
yakalayan mutlu, bir de kaybolan
iyi saklanıyorsak eğer, oyun uzuyor da uzuyor
ve devam ediyor, yoksa oyunbozanlık yapan
ve devam ediyor, yoksa oyunbozanlık yapan
senin sıran benden sonra
hiç olmadı başka, belki düştüm aşka
senin yanın bir başka
haydi durma! senin sıran oyna!
hiç olmadı başka, belki düştüm aşka
senin yanın bir başka
haydi durma! senin sıran oyna!
benim oyuncaklarım
hayallerimiz oluyor, bazen senin...
sırayla oynuyoruz
ikimizsek eğer akıp gidiyor zaman
hayallerimiz oluyor, bazen senin...
sırayla oynuyoruz
ikimizsek eğer akıp gidiyor zaman
iyi saklanıyorsak eğer, oyun uzuyor da uzuyor
ve devam ediyor, yoksa oyunbozanlık yapan
ve devam ediyor, yoksa oyunbozanlık yapan
senin sıran benden sonra
hiç olmadı başka, belki düştüm aşka
senin yanın bir başka
haydi durma! senin sıran oyna!
hiç olmadı başka, belki düştüm aşka
senin yanın bir başka
haydi durma! senin sıran oyna!
yarım
bir yarım deli benim
kabullenmek zor, değil mi?
fırtınadan önceki sessizliğim çoğu zaman
bazen ise fırtınanın kendisi
kabullenmek zor, değil mi?
fırtınadan önceki sessizliğim çoğu zaman
bazen ise fırtınanın kendisi
deniz feneri gibi yandığımda
takip et beni!
bilirim kıyıya giden kestirme yolu
sığın bana, kuytu bir limansam
takip et beni!
bilirim kıyıya giden kestirme yolu
sığın bana, kuytu bir limansam
esmeye başlarsam eğer durma kaç!
tüm hatıraları denize göm ve hemen kaç!
esmeye başlarsam eğer durma kaç!
tüm hatıraları denize göm ve hemen kaç!
bir yarım deli benim...
tüm hatıraları denize göm ve hemen kaç!
esmeye başlarsam eğer durma kaç!
tüm hatıraları denize göm ve hemen kaç!
sessiz gemi
geminin sessizliği
sessizliği kadar sessiz
martılar, yalnızlığım
yalnızlığım kadar yalnız
sessizliği kadar sessiz
martılar, yalnızlığım
yalnızlığım kadar yalnız
bitmek bilmeyen bir yol gibi denizin üzerinde yürüyorum
bitmek bilmeyen bir yol gibi denizin üzerinde yürüyorum
bitmek bilmeyen bir yol gibi denizin üzerinde yürüyorum
kimin galip geleceğine
suyun akışı karar verir
yürüdüğüm sürece
umudum var
suyun akışı karar verir
yürüdüğüm sürece
umudum var
“kimin galip geleceğine
suyun akışı karar verir” der bilge
yürüdüğüm sürece
umudum var
suyun akışı karar verir” der bilge
yürüdüğüm sürece
umudum var
ve o kadar güzel
beyazdı güneş doğarken
rengini senden aldı
uzaktan küçük görünen
yalnız, ulu kayalar mı?
çakıl taşları gibi
gri, mavi, beyaz...
ıslandığında parlar tıpkı gözlerin gibi
ne güzeller, can gibi
ısındığında kumun tenini yakması gibi,
güzel...ve o kadar.
ince bir çizgiydi bulut
şeklini senden aldı
beyaz bir sayfa doluyken de beyaz kalabilir mi?
anlatırken kendi hikayesini
ıslandığında parlar tıpkı gözlerin gibi
ne güzeller, can gibi
ısındığında kumun tenini yakması gibi,
güzel...ve o kadar.
(2010)
hatırla
büyük bir nefes olsam
'üf'lesem, koruyabilsem
herkesi,
her şeyi
nefes olup iyileştirsem
kırık hayalleri sarıp,
yaralı yürekleri
iyi etsem
büyük olsam kaplasam gökyüzünü
güneş olup ısıtsam soğuk kalpleri
nefes olup iyileştirsem, uyandırsam
içimizde uyuyan o masum çocuğu
hatırla, yıllar önce saf sevgiydin
küçük kalbin hazırdı kucaklamaya
hatırla yıllar önce saf sevgiydin
küçücük kalbin hazırdı hayata
bırak gitsin, aksın gitsin
her ne varsa
seni sevgiden alıkoyan
bırak gitsin , hatırla
mayıs, 2009
büyük bir nefes olsam
'üf'lesem, koruyabilsem
herkesi,
her şeyi
nefes olup iyileştirsem
kırık hayalleri sarıp,
yaralı yürekleri
iyi etsem
büyük olsam kaplasam gökyüzünü
güneş olup ısıtsam soğuk kalpleri
nefes olup iyileştirsem, uyandırsam
içimizde uyuyan o masum çocuğu
hatırla, yıllar önce saf sevgiydin
küçük kalbin hazırdı kucaklamaya
hatırla yıllar önce saf sevgiydin
küçücük kalbin hazırdı hayata
bırak gitsin, aksın gitsin
her ne varsa
seni sevgiden alıkoyan
bırak gitsin , hatırla
mayıs, 2009
12 Ağustos 2014 Salı
yok
nerede olduğumun önemi yok
toprakta, denizde
ayda ya da güneşte
yağmurda, bir ağacın gövdesinde
yerde, gökte, arada bir yerde
zamansız bir tepede
puslu bir gecede
rüzgarın sesinde
ya da beyaz bir taşın üzerinde
dedim ya önemi yok
sevdikçe nefes alanlardansan
öğrendikçe yaşam var
öğrendikçe sevmek var hep ve
sevdikçe ölüm yok
Bugün
bugün herkes bir başkası olsun
en çok kime kızıyorsa o olsun
onun neye kızdığını bulsun
kızmamak için ne gerek baksın
sonra kızmayı bıraksın
bugün herkes diğerinin acısını eline alsın
tutup dokunsun, hissetsin
kalbine koysun... ta ki...
kendi kalbinin ritmiyle bir oluncaya dek
sonra yerine bıraksın
bugün herkes bir ötekinin sesi olsun
gözü olsun, kulağı olsun, ağzı olsun
zihni olsun, vicdanı olsun
bedenini, şeklini bırakıp da ruhu olsun
sonra serbest bıraksın
bugün herkes etrafına baksın
bugün silahlar sussuun!
öfkeyle şiddetle bağıranlar bağırmayı
taraflar taraflığı, fanatikler fanatizmi bıraksın
herkes birbirinin penceresinden baksın
bugün herkes içindeki bahçeye baksın
bugün çocuklar yaşasın
gülsün.. çiçeklendirsin dünyayı
ağaçlar yemyeşil, bereketle
dimdik ayakta kalsın
bugün herkes aynaya baksın
ama görmek istediğine değil ey sevgili!
bugün kendini ve gerçeği görmek isteyen,
en çok 'nefret ettiğini sandığı'nın
gözlerinin içine baksın
bugün herkes bir başkası olsun
en çok kime kızıyorsa o olsun
onun neye kızdığını bulsun
kızmamak için ne gerek baksın
sonra kızmayı bıraksın
bugün herkes diğerinin acısını eline alsın
tutup dokunsun, hissetsin
kalbine koysun... ta ki...
kendi kalbinin ritmiyle bir oluncaya dek
sonra yerine bıraksın
bugün herkes bir ötekinin sesi olsun
gözü olsun, kulağı olsun, ağzı olsun
zihni olsun, vicdanı olsun
bedenini, şeklini bırakıp da ruhu olsun
sonra serbest bıraksın
bugün herkes etrafına baksın
bugün silahlar sussuun!
öfkeyle şiddetle bağıranlar bağırmayı
taraflar taraflığı, fanatikler fanatizmi bıraksın
herkes birbirinin penceresinden baksın
bugün herkes içindeki bahçeye baksın
bugün çocuklar yaşasın
gülsün.. çiçeklendirsin dünyayı
ağaçlar yemyeşil, bereketle
dimdik ayakta kalsın
bugün herkes aynaya baksın
ama görmek istediğine değil ey sevgili!
bugün kendini ve gerçeği görmek isteyen,
en çok 'nefret ettiğini sandığı'nın
gözlerinin içine baksın
üzgün olduğumu
yüzümdeki bir çizgiden
anlardı
gizleyemezdim tedirginliğimi
ille bir işaret verirdim
saçıma dokunuşum
sesimin tonu
tenimin rengi bile
hemen ele verirdi
gizleyemezdim ve anlardım anladığını
bir bakışından
"anlıyorum" derdi
"iyi değilsin bugün"
"...anlamamam ne mümkün...
...öyle duru sular gibi..tıpkı
bir akarsu gibisin"
derdi.
atlıkarıncaya bindi mi
inmek bilmeyen,
kaldırımdaki pamuk şekerciyi
ilk gören, olmaktır
bulutların şekillerini
tanıdık bir şeylere benzeten,
kendini takip eden gölgesiyle
yarışan, olmaktır
ayağını birikmiş yağmur suyuna vurup
şıp şıp sesini dinleyen,
evde yemek masasının altına
saklanan, olmaktır
kek hamurunun içine
parmağını daldıran,
çamurlu ayakkabılarıyla evde
iz bırakan, olmaktır
aklından, gönlünden geçeni
dürüstçe söyleyen,
hüznün yüzünü
güldüren, olmaktır
birini ilk görüğü an
arkadaşı sayan,
insan ayırdetmeksizin
oyun oynayan, olmaktır
bayram, çocuk olmaktır...
inmek bilmeyen,
kaldırımdaki pamuk şekerciyi
ilk gören, olmaktır
bulutların şekillerini
tanıdık bir şeylere benzeten,
kendini takip eden gölgesiyle
yarışan, olmaktır
ayağını birikmiş yağmur suyuna vurup
şıp şıp sesini dinleyen,
evde yemek masasının altına
saklanan, olmaktır
kek hamurunun içine
parmağını daldıran,
çamurlu ayakkabılarıyla evde
iz bırakan, olmaktır
aklından, gönlünden geçeni
dürüstçe söyleyen,
hüznün yüzünü
güldüren, olmaktır
birini ilk görüğü an
arkadaşı sayan,
insan ayırdetmeksizin
oyun oynayan, olmaktır
bayram, çocuk olmaktır...
Doğuda
sabah erken olur
Toprağında altın
tozu, siler yağmur kiri pası
Soğukta yarım
kalmış evlerin duvarları
Sırtında yükü,
merhametinden gelir gücü
Ağırlığınca
altındır ...düşü
Sokağında ağlayanı
çok olur
Doğuda sabah erken
olur
Yeşilinde uyur
cennet bahçesinin özü
Emeği verenlerin
açıktır gönül gözü
Şu alemde yok bir
eşi, cesarettir kardeşi
Bileğinin gücüyle
alt eder ateşi
Tarlada ağlayanı
çok olur
Doğuda sabah erken
olur
Türkü söyleyenin hoş
olur sohbeti
Yoklukta varlığı
bilir bilge yürekleri
Ekmeğini taştan,
bereketini topraktan
Yazılı kaderini
bilir en baştan
Odalarda ağlayanı
çok olur
Doğuda sabah erken
olur
ay ve gölge
güneş varken gölgemsen eğer
ay varken neredesin peki?
çık saklandığın yerden de
geceleyin göreyim seni
'ay'ın sözü var bu akşam
ışıldarken bir yandan
sessizce fısıldayacak bana
saklandığın yeri
hep aynı yerde durmasan
takip edemezdim seni
ve hep aynı bakmasan
göremezdim yüreğini
güneşin sıcağı, ayınsa beyaz yüzü var
aydınlıkta gülen yüzler, mavide senden izler var
saklar hepsini gündüz ve gece
bırak da 'ay'ın yüzünde göreyim gölgeni
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)