1 Kasım 2017 Çarşamba

Hani bir yerlerde
Saklı bir 'teşekkür' vardı..,
Sahi ne oldu ona?
...
Hangi kırıklığın altında sıkıştı kaldı?
Hangi hayalin enkazında saklı?
Bir kalpte "ömürlük misafir" olmayı, ev sahibinden çok misafir belirliyor sanki...
sevgisiyle, saygısıyla, şefkatiyle, yoldaşlığıyla...
mesele züccaciye dükkanına giren fil değil,
mesele o filin oraya kadar girmesine nasıl izin verdiğin...
kıymet

tek bilmesini istediğin...
ya bilip de söylemediyse
bilmediğini bilmediyse...
daha fena..ya hiç bilmediyse
ve bunu sen bilmediysen...
...
Halik bilir.

29 Eylül 2017 Cuma

an(lık) 

geçmişin yarım kalan anılarıyla, 
henüz yaşanmamış olanlar 
arasında satırlara mı sıkıştı 
şimdi bizim hikayemiz?

yarım bir hüznün tadında
her dem taze kalmak mı,
yoksa tamamlanmış bir 'son'un mu
büyüktür kalpte yeri?

alışmak duygusu mu zamanda asılı duran anıların 
her bir harfine; noktasına, virgülüne?
yoksa suya yazı yazmak mı?
hare hare anıların birer birer (yok) oluşunu izlemek mi
aslolan?

...

cevabını bildiğim sorular 
ya sonu bilindik bir yere götürürse hikayemizi?

anılar susmalı der 'an' 
başını, sonunu hep içinde bir tut'an'

sorular cevabını arar
ya bulunmak istemez, saklanırsa zam'an'?

o halde 'bırak' der...
hayat bulmak, akmak, yaşamak ister 'an'

...

şimdi bizim hikayemiz avuçlarımda
henüz yaşanmamış olanlar da
geçmişin yarım kalan anılarıyla
kum taneleri gibi, satır aralarında...

yarım bir hüznün tadında
her dem taze kalmış,
ve tamamlanmış bir 'son'dan büyük
kalpte yeri... çok büyük... bir 'an'...
peşi sıra

hep peşinden gittim bir masalın...
ve hiç vazgeçmedim,
ne kendimden...
ne yaşamın özündeki maviden...

21 Eylül 2017 Perşembe

deniz kabuğu

denize tutkum
kumun içinde saklanışımdan...
sesimi duydun mu?

kabukların ardında 
kalbin sonsuzluğu vardır...
duymak için suyun ötesine varman, 
kavuşmak için kalbini açıp derine dalman 
gerekir...


baktığında ışığın rengini alır,
ışık gözünü alıp da bazen aldatır...
dokunduğunda kendi dünyasına kapanır
beyaz köpüğün ardında, ince duvarıyla sır olur, 
kainata karışır...

sesimi kalbinde duymaktır
senin bana vardığın yer...
sesimi duydun mu?


27 Ağustos 2017 Pazar

arada

baktım yerde manadan uzağım
gökteyse nefs sınavına ırak
iyisi mi bir ayağım yerde, diğeri gökte, 
hikayem arada bir yerde dursun...

19 Ağustos 2017 Cumartesi

ruh ikizi

bunca zaman
rüzgara başak olup ayak diredi
dalgaya taş, yağmura toprak
olup da aman demedi

zamanı iğne ucuyla delip de
güçlükle aldığı nefesi
gecenin gözyaşında, sabahın ayazında
sabırla geri verdi

bir kuşun kanadında gittiğini
önce bilmeden
sonra bilerek
puslu bir camın ardından izledi

sonra bir anda
ama yavaş yavaş
ruhunda biriktirdiği ne varsa
o yürekte toza döndü, pembeleşti

O'na karıştı,
eridi,
iyileşti.



21 Temmuz 2017 Cuma

Misafir

Köklerinden göğe açık kollarının 'huzur'unda
Hakikatin ışığıyla uyanana dek
Misafirin olmaya geldim...


28 Haziran 2017 Çarşamba

öyle uyandım

gölgesi büyüktü kendinden
yalnız bulut olmanın
yükü de yeterince büyük zaten...

ve gölgesinde süzülürken kuşlar
ince iğne oyaları gibi dantel kanatlarını çırpınca
savurdu rüzgarına kapılan yağmur damlasını da yüzüme
anca öyle uyandım

gün bana aymadan çok önce uyanmıştı oysa
sulamıştı benden habersiz toprağını bereketin...
bereket bu ki bende açtı çiçeği ondan habersiz

ve gölgesinde dinlenirken tomurcuklar
her gün su oldum, toprak oldum, şiir oldum kök yaprağına
beni aldı koynuna, büyüttü yeniden, uzandı da dallarıma
anca öyle uyandım

o bilir geldiğini gününün
o mavinin puslu, saklı yağmur çocuğu
güneşin ısrarına can mı dayanır

ve gölgesini ararken elimde, avuçlarımda
suyun üstünde ışığı kovalayan yakamoz nakışları gibi
ruhu değdi de parmak uçlarıma
anca öyle uyandım





20 Haziran 2017 Salı

"yine ...yeniden..." dedim
"neden"? dedi..
"bu ruh halinde durmaya ihtiyacım var...
saklı limanlar dinlenmek... huzur bulmak için değil midir ki?"
dedim.
gülümsedi liman.

2 Haziran 2017 Cuma

Kırılmalarını yutkunmaktan, 
sonunda bir gün içi kendine kırılır mı insanın?

30 Mayıs 2017 Salı

yer çekimsiz

sudaki gibi,
yansıman 
gibi... o kadar...
hafif
ince ve derinden...
tüy gibi
tüy kadar...
ki gözünden
süzülürken
gökyüzüne bir 
selam gibi...
rüzgarınla kirpiğime
değen
öz suyun
kararsızlığı gibi..
ve o kadar
naif...duru.. öyle 
hep düşmek
ve yere 
hiç değmemek
gibi...
o kadar...
'sen ve ben'in
hafifliği
gibi...


28 Nisan 2017 Cuma

hayırlısı

sonra dedi ki,
söyle bana en çok ne duydun
fani dünyada?

dedim "hayır' duydum.
öyle çok duydum ki
kulağım duymasa aklım,
aklım duymasa kalbim...
hayır'lara rağmen yürüdü yolu
rağmen yürüdü de
yorgun..."

"olsun yürü" dedi
"rağmen yürü!
...
hem belki evet'le durursun...
durmakla bitmez yol.
...
hem ne ki öyle de
böyle de
bir yol hep var
...
belki beşerin açtığı yolda
uyumaktansa
hakikatin hayır'ında
bir hayır vardır"



21 Nisan 2017 Cuma

kime diyorum

bir ruhta ... fazlasını görüp de
öyle sanan huyum kurusun...

"kurusun da...
böyle de geçmez ki hayat...
hem ya öyleyse de
...sen göremediysen"

diyen ses...
sana diyorum...

20 Nisan 2017 Perşembe

nasıl yolun uzunluğunu dert edenle çıkılmazsa yola,
dünyayı seyre dalanla masal olunmaz...
sen kalbinin var gücüyle değiştirirken dünyayı
baştan yenilgiyi kabul edenle ebediyete varılmaz

2 Nisan 2017 Pazar

kadim

zamanı gelince açıyormuş her çiçek
söyle bana senin bu dünyada 
bir zamanın var mı?
...
varsa güzel
yoksa da 
açma ihtimalin güzel
...
ey kalbimin tatlı nağmesi,
ruhumun su rengi yansısı,
hüzün yapraklı, gece gülüşlü,
aşk kokulu çiçek...

31 Mart 2017 Cuma

yazgı

yazdıklarını okudukça 
düşüncelerine yaklaşırım
ya okudukların?
beni gözlerinle buluşturur
dinlediklerinde sustuklarımı
sessizliğinde özlemimi duyarım...

yani illaki
günün bir saati
kalbim kalbinle
konuşur...
anlamadı gitti

önce kalbine yerleşir
sonra gittiğini sanar
oysa 'an'lar iz bırakır
O'ysa anlamaz, gitti sanar......

4 Mart 2017 Cumartesi

bir türlü

taşa, toprağa, 
çarpa çarpa
şekil aldı
suda alamadığı
nefesle
ateşi harladı
yara ala ala
allanmadı
savrulmaktan
uslanmadı 
gitti
gönül

3 Mart 2017 Cuma

maharet

nefsine aman vermeyip
dengeye rağbet etmek
iyiye, güzele selam edip,
kaybolana şefkat vermek
kusurlara yumup gözünü
her dem sevgiyi büyütmek..

bünyede taşıdığın aşkın
manada ağır yüküyle
dünyanın ince sırtında
hafif adımlarla yürümek

2 Mart 2017 Perşembe

döngü II

sonbahar sokaklarında yürüyen
ayaklar altında ses olmadan çok önce
başımı her kaldırışımda sevdim seni
yeşil bereketim, serin huzurumsun...
dalından koparmadan ayrı,
kuru toprağında ayrı sevdim...
bak, nihayet geldi o bahar
tomurcuğun vücut bulmadan
sen, kabuğundan yeni çıkan
cenin özleminle selamla beni...

28 Şubat 2017 Salı

döngü

her çiçeğin hayatı; 
toprağa bir baş kaldırı, 
gökyüzüne bir selam,
doğaya bir ilham,
yağmura bir minnet,
ve nihayetinde 
toprağa teslimiyet
değil mi?
kayıp orman
ağaç dallarını kırıp
ayrık otlarını ayıklayıp
farklı renkte çiçekleri koparıp
coşkuyla akan nehirleri kurutup
yabani meyveleri çürütüp
sert meyveli ağaçları yakıp
hayvanlarını köle ettiğin yere
artık bereketli orman değil
olsa olsa kurak çöl denir. 

8 Şubat 2017 Çarşamba

yokluk da varlık da sınavmış...
vardan yok edeni de, yoktan var edeni de gördü bu gönül...

kör uçuş

bazen hiç şaşırtmıyorum...
oysa ben hep şaşkın
hep bir acemi
takdir-i ilahinin huzurunda

onca şeye sabretmişken
bir bakıyorum çoktan 
kanatlanmış gitmişim
bir koca han kapısına

defalarca çaldığım kapı 
açılmayınca, diyorum
önce bir sabrı öğrenip de 
öyle veda edeyim

sonra kalbimde sabrım
elimde çiçeğim varıp da
bir bakıyorum
han kapısı açık sonuna...

soruyorum "zamanı bu mu?"
kalbim sabretmekten değil
beklemekten yorgun
"bu mu benim yolum?"

adımlarımın titrek heyecanıyla
umudumun mavi çocuğuna
öyle aşkla baksın mı artık
bu çocuk yürek?

"daha ne kadar dayanır?
hem ben mi dedim beni uçur da,
denizler üstünden, kanat yap 
bırak o aydınlık çatıya?"

dersem isyan olur, demem
diyemem, çünkü aşkla...
hep aşkla çıktım ben yola
kabullenmem ondan

verdiklerini hep çok sevdim
çoktan öteye hep şükrettim
bu çoktan da çok
bu kalbimin ince sızısı

o yüzden ben şaşkın
hep yeni baştan 
ben hep bir acemi
takdir-i ilahinin huzurunda...
sessiz uyum

her sözünün
kalbimde 
bir karşılığı
vardı.
sessiz bir
alfabe gibi...
her bir 
kelime
bir 
vuruşa dönüşüp
anlatıyordu
hikayemizi.
sesini duymamam
kalbimin duruşuna
eş değerdi.
sustuğunda 'biz'
yoktuk
ve
her yeni söz
her bir hikaye,
bir
yeniden doğuş
gibi-ydi.
...
öyle-ydi.

4 Şubat 2017 Cumartesi

kırık hayat

adaya bakmak, 
denizi koklamak, 
kuşları dinlemek, 
toprağa dokunmak varken... 
ona sahip olmak istemek...

hiç doymayacak bir açın
gözüyle yalvarışı gibi...
hazin bir hikayenin
ağlayan sesi gibi kulağımda...
ve bir hayat kırıklığı
kalbimde...

31 Ocak 2017 Salı

anlamaya çalışmayı bırakabildiğimde
bırakabilmeyi anlamış olacağım...

17 Ocak 2017 Salı

'son'lu

ben sende
sen başka muhabbette...
her 'başka'nın 
başka muhabetti
her muhabettin
başka bir sonu var

sonu yok sandım
ben sende
'ben'in bir 
sonu var

7 Ocak 2017 Cumartesi

birinci his

hepsini hissediyorum
o yüzden...
keşke daha azını hissetsem 
diyeceğim
ama diyemem
çünkü ben 'keşke' sevmem
'iyi ki' insanıyım
belki 
bu yüzden
hepsini hissediyorum...

6 Ocak 2017 Cuma

sözsüz şarkı

öyle önce çaldım ki kapını
sesim kaç dört mevsim
dolaştı, çağladı durdu
sabah yıldızlarını ağırladı
güneşi aya 
güzü bahara uğurladı
fidanların ağaç oluşunda,
yaprakların göğe varışında,
derin suların kıyıya vuruşunda,
hayalini seyredaldı
hep seni andı
kah gürledi, kah ağladı
hiç durmadı...

belki bir gün
sesim duyulur 
kapında 
diye...

ve
bir gün
kapın açıldı
sesime

bir gün...
başka bahar
sonsuz mutluluk

ben aynı 
sesim aynı
lakin 
bu şehir aynı değil
acı aynı değil
keder aynı değil

ben aynı
sesim aynı
kalbim
sen
aynı...