Hani bir yerlerde
Saklı bir 'teşekkür' vardı..,
Sahi ne oldu ona?
...
Hangi kırıklığın altında sıkıştı kaldı?
Hangi hayalin enkazında saklı?
1 Kasım 2017 Çarşamba
29 Eylül 2017 Cuma
an(lık)
geçmişin yarım kalan anılarıyla,
henüz yaşanmamış olanlar
arasında satırlara mı sıkıştı
şimdi bizim hikayemiz?
yarım bir hüznün tadında
her dem taze kalmak mı,
yoksa tamamlanmış bir 'son'un mu
büyüktür kalpte yeri?
alışmak duygusu mu zamanda asılı duran anıların
her bir harfine; noktasına, virgülüne?
yoksa suya yazı yazmak mı?
hare hare anıların birer birer (yok) oluşunu izlemek mi
aslolan?
...
cevabını bildiğim sorular
ya sonu bilindik bir yere götürürse hikayemizi?
anılar susmalı der 'an'
başını, sonunu hep içinde bir tut'an'
sorular cevabını arar
ya bulunmak istemez, saklanırsa zam'an'?
o halde 'bırak' der...
hayat bulmak, akmak, yaşamak ister 'an'
...
şimdi bizim hikayemiz avuçlarımda
henüz yaşanmamış olanlar da
geçmişin yarım kalan anılarıyla
kum taneleri gibi, satır aralarında...
yarım bir hüznün tadında
her dem taze kalmış,
ve tamamlanmış bir 'son'dan büyük
kalpte yeri... çok büyük... bir 'an'...
geçmişin yarım kalan anılarıyla,
henüz yaşanmamış olanlar
arasında satırlara mı sıkıştı
şimdi bizim hikayemiz?
yarım bir hüznün tadında
her dem taze kalmak mı,
yoksa tamamlanmış bir 'son'un mu
büyüktür kalpte yeri?
alışmak duygusu mu zamanda asılı duran anıların
her bir harfine; noktasına, virgülüne?
yoksa suya yazı yazmak mı?
hare hare anıların birer birer (yok) oluşunu izlemek mi
aslolan?
...
cevabını bildiğim sorular
ya sonu bilindik bir yere götürürse hikayemizi?
anılar susmalı der 'an'
başını, sonunu hep içinde bir tut'an'
sorular cevabını arar
ya bulunmak istemez, saklanırsa zam'an'?
o halde 'bırak' der...
hayat bulmak, akmak, yaşamak ister 'an'
...
şimdi bizim hikayemiz avuçlarımda
henüz yaşanmamış olanlar da
geçmişin yarım kalan anılarıyla
kum taneleri gibi, satır aralarında...
yarım bir hüznün tadında
her dem taze kalmış,
ve tamamlanmış bir 'son'dan büyük
kalpte yeri... çok büyük... bir 'an'...
21 Eylül 2017 Perşembe
deniz kabuğu
denize tutkum
kumun içinde saklanışımdan...
sesimi duydun mu?
kabukların ardında
kalbin sonsuzluğu vardır...
duymak için suyun ötesine varman,
kavuşmak için kalbini açıp derine dalman
gerekir...
baktığında ışığın rengini alır,
ışık gözünü alıp da bazen aldatır...
dokunduğunda kendi dünyasına kapanır
beyaz köpüğün ardında, ince duvarıyla sır olur,
kainata karışır...
kainata karışır...
sesimi kalbinde duymaktır
senin bana vardığın yer...
sesimi duydun mu?
27 Ağustos 2017 Pazar
19 Ağustos 2017 Cumartesi
ruh ikizi
bunca zaman
rüzgara başak olup ayak diredi
dalgaya taş, yağmura toprak
olup da aman demedi
zamanı iğne ucuyla delip de
güçlükle aldığı nefesi
gecenin gözyaşında, sabahın ayazında
sabırla geri verdi
bir kuşun kanadında gittiğini
önce bilmeden
sonra bilerek
puslu bir camın ardından izledi
sonra bir anda
ama yavaş yavaş
ruhunda biriktirdiği ne varsa
o yürekte toza döndü, pembeleşti
O'na karıştı,
eridi,
iyileşti.
bunca zaman
rüzgara başak olup ayak diredi
dalgaya taş, yağmura toprak
olup da aman demedi
zamanı iğne ucuyla delip de
güçlükle aldığı nefesi
gecenin gözyaşında, sabahın ayazında
sabırla geri verdi
bir kuşun kanadında gittiğini
önce bilmeden
sonra bilerek
puslu bir camın ardından izledi
sonra bir anda
ama yavaş yavaş
ruhunda biriktirdiği ne varsa
o yürekte toza döndü, pembeleşti
O'na karıştı,
eridi,
iyileşti.
21 Temmuz 2017 Cuma
28 Haziran 2017 Çarşamba
öyle uyandım
gölgesi büyüktü kendinden
yalnız bulut olmanın
yükü de yeterince büyük zaten...
ve gölgesinde süzülürken kuşlar
ince iğne oyaları gibi dantel kanatlarını çırpınca
savurdu rüzgarına kapılan yağmur damlasını da yüzüme
anca öyle uyandım
gün bana aymadan çok önce uyanmıştı oysa
sulamıştı benden habersiz toprağını bereketin...
bereket bu ki bende açtı çiçeği ondan habersiz
ve gölgesinde dinlenirken tomurcuklar
her gün su oldum, toprak oldum, şiir oldum kök yaprağına
beni aldı koynuna, büyüttü yeniden, uzandı da dallarıma
anca öyle uyandım
o bilir geldiğini gününün
o mavinin puslu, saklı yağmur çocuğu
güneşin ısrarına can mı dayanır
ve gölgesini ararken elimde, avuçlarımda
suyun üstünde ışığı kovalayan yakamoz nakışları gibi
ruhu değdi de parmak uçlarıma
anca öyle uyandım
gölgesi büyüktü kendinden
yalnız bulut olmanın
yükü de yeterince büyük zaten...
ve gölgesinde süzülürken kuşlar
ince iğne oyaları gibi dantel kanatlarını çırpınca
savurdu rüzgarına kapılan yağmur damlasını da yüzüme
anca öyle uyandım
gün bana aymadan çok önce uyanmıştı oysa
sulamıştı benden habersiz toprağını bereketin...
bereket bu ki bende açtı çiçeği ondan habersiz
ve gölgesinde dinlenirken tomurcuklar
her gün su oldum, toprak oldum, şiir oldum kök yaprağına
beni aldı koynuna, büyüttü yeniden, uzandı da dallarıma
anca öyle uyandım
o bilir geldiğini gününün
o mavinin puslu, saklı yağmur çocuğu
güneşin ısrarına can mı dayanır
ve gölgesini ararken elimde, avuçlarımda
suyun üstünde ışığı kovalayan yakamoz nakışları gibi
ruhu değdi de parmak uçlarıma
anca öyle uyandım
20 Haziran 2017 Salı
30 Mayıs 2017 Salı
yer çekimsiz
sudaki gibi,
yansıman
gibi... o kadar...
hafif
ince ve derinden...
tüy gibi
tüy kadar...
ki gözünden
süzülürken
gökyüzüne bir
selam gibi...
rüzgarınla kirpiğime
değen
öz suyun
kararsızlığı gibi..
ve o kadar
naif...duru.. öyle
hep düşmek
ve yere
hiç değmemek
gibi...
o kadar...
'sen ve ben'in
hafifliği
gibi...
sudaki gibi,
yansıman
gibi... o kadar...
hafif
ince ve derinden...
tüy gibi
tüy kadar...
ki gözünden
süzülürken
gökyüzüne bir
selam gibi...
rüzgarınla kirpiğime
değen
öz suyun
kararsızlığı gibi..
ve o kadar
naif...duru.. öyle
hep düşmek
ve yere
hiç değmemek
gibi...
o kadar...
'sen ve ben'in
hafifliği
gibi...
28 Nisan 2017 Cuma
hayırlısı
sonra dedi ki,
söyle bana en çok ne duydun
fani dünyada?
dedim "hayır' duydum.
öyle çok duydum ki
kulağım duymasa aklım,
aklım duymasa kalbim...
hayır'lara rağmen yürüdü yolu
rağmen yürüdü de
yorgun..."
"olsun yürü" dedi
"rağmen yürü!
...
hem belki evet'le durursun...
durmakla bitmez yol.
...
hem ne ki öyle de
böyle de
bir yol hep var
...
belki beşerin açtığı yolda
uyumaktansa
hakikatin hayır'ında
bir hayır vardır"
sonra dedi ki,
söyle bana en çok ne duydun
fani dünyada?
dedim "hayır' duydum.
öyle çok duydum ki
kulağım duymasa aklım,
aklım duymasa kalbim...
hayır'lara rağmen yürüdü yolu
rağmen yürüdü de
yorgun..."
"olsun yürü" dedi
"rağmen yürü!
...
hem belki evet'le durursun...
durmakla bitmez yol.
...
hem ne ki öyle de
böyle de
bir yol hep var
...
belki beşerin açtığı yolda
uyumaktansa
hakikatin hayır'ında
bir hayır vardır"
21 Nisan 2017 Cuma
20 Nisan 2017 Perşembe
2 Nisan 2017 Pazar
31 Mart 2017 Cuma
4 Mart 2017 Cumartesi
3 Mart 2017 Cuma
2 Mart 2017 Perşembe
döngü II
sonbahar sokaklarında yürüyen
ayaklar altında ses olmadan çok önce
başımı her kaldırışımda sevdim seni
yeşil bereketim, serin huzurumsun...
dalından koparmadan ayrı,
kuru toprağında ayrı sevdim...
bak, nihayet geldi o bahar
tomurcuğun vücut bulmadan
sen, kabuğundan yeni çıkan
cenin özleminle selamla beni...
sonbahar sokaklarında yürüyen
ayaklar altında ses olmadan çok önce
başımı her kaldırışımda sevdim seni
yeşil bereketim, serin huzurumsun...
dalından koparmadan ayrı,
kuru toprağında ayrı sevdim...
bak, nihayet geldi o bahar
tomurcuğun vücut bulmadan
sen, kabuğundan yeni çıkan
cenin özleminle selamla beni...
28 Şubat 2017 Salı
8 Şubat 2017 Çarşamba
kör uçuş
bazen hiç şaşırtmıyorum...
oysa ben hep şaşkın
hep bir acemi
takdir-i ilahinin huzurunda
onca şeye sabretmişken
bir bakıyorum çoktan
kanatlanmış gitmişim
bir koca han kapısına
defalarca çaldığım kapı
açılmayınca, diyorum
önce bir sabrı öğrenip de
öyle veda edeyim
sonra kalbimde sabrım
elimde çiçeğim varıp da
bir bakıyorum
han kapısı açık sonuna...
soruyorum "zamanı bu mu?"
kalbim sabretmekten değil
beklemekten yorgun
"bu mu benim yolum?"
adımlarımın titrek heyecanıyla
umudumun mavi çocuğuna
öyle aşkla baksın mı artık
bu çocuk yürek?
"daha ne kadar dayanır?
hem ben mi dedim beni uçur da,
denizler üstünden, kanat yap
bırak o aydınlık çatıya?"
dersem isyan olur, demem
diyemem, çünkü aşkla...
hep aşkla çıktım ben yola
kabullenmem ondan
verdiklerini hep çok sevdim
çoktan öteye hep şükrettim
bu çoktan da çok
bu kalbimin ince sızısı
o yüzden ben şaşkın
hep yeni baştan
ben hep bir acemi
takdir-i ilahinin huzurunda...
bazen hiç şaşırtmıyorum...
oysa ben hep şaşkın
hep bir acemi
takdir-i ilahinin huzurunda
onca şeye sabretmişken
bir bakıyorum çoktan
kanatlanmış gitmişim
bir koca han kapısına
defalarca çaldığım kapı
açılmayınca, diyorum
önce bir sabrı öğrenip de
öyle veda edeyim
sonra kalbimde sabrım
elimde çiçeğim varıp da
bir bakıyorum
han kapısı açık sonuna...
soruyorum "zamanı bu mu?"
kalbim sabretmekten değil
beklemekten yorgun
"bu mu benim yolum?"
adımlarımın titrek heyecanıyla
umudumun mavi çocuğuna
öyle aşkla baksın mı artık
bu çocuk yürek?
"daha ne kadar dayanır?
hem ben mi dedim beni uçur da,
denizler üstünden, kanat yap
bırak o aydınlık çatıya?"
dersem isyan olur, demem
diyemem, çünkü aşkla...
hep aşkla çıktım ben yola
kabullenmem ondan
verdiklerini hep çok sevdim
çoktan öteye hep şükrettim
bu çoktan da çok
bu kalbimin ince sızısı
o yüzden ben şaşkın
hep yeni baştan
ben hep bir acemi
takdir-i ilahinin huzurunda...
4 Şubat 2017 Cumartesi
17 Ocak 2017 Salı
7 Ocak 2017 Cumartesi
6 Ocak 2017 Cuma
sözsüz şarkı
öyle önce çaldım ki kapını
sesim kaç dört mevsim
dolaştı, çağladı durdu
sabah yıldızlarını ağırladı
güneşi aya
güzü bahara uğurladı
fidanların ağaç oluşunda,
yaprakların göğe varışında,
derin suların kıyıya vuruşunda,
hayalini seyredaldı
hep seni andı
kah gürledi, kah ağladı
hiç durmadı...
belki bir gün
sesim duyulur
kapında
diye...
ve
bir gün
kapın açıldı
sesime
bir gün...
başka bahar
sonsuz mutluluk
ben aynı
sesim aynı
lakin
bu şehir aynı değil
acı aynı değil
keder aynı değil
ben aynı
sesim aynı
kalbim
sen
aynı...
öyle önce çaldım ki kapını
sesim kaç dört mevsim
dolaştı, çağladı durdu
sabah yıldızlarını ağırladı
güneşi aya
güzü bahara uğurladı
fidanların ağaç oluşunda,
yaprakların göğe varışında,
derin suların kıyıya vuruşunda,
hayalini seyredaldı
hep seni andı
kah gürledi, kah ağladı
hiç durmadı...
belki bir gün
sesim duyulur
kapında
diye...
ve
bir gün
kapın açıldı
sesime
bir gün...
başka bahar
sonsuz mutluluk
ben aynı
sesim aynı
lakin
bu şehir aynı değil
acı aynı değil
keder aynı değil
ben aynı
sesim aynı
kalbim
sen
aynı...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)