16 Ağustos 2015 Pazar

uyuyan masal

bir varmış bir yokmuş
günlerden bir gün 
gecelerden bir gece
...
gökyüzü başlamış anlatmaya
güneşten bulutlara atlamış
yıldızları aya bağlamış
kuşların kanatları üzerinden
kar kaplı tepelere uzanmış
en ulu ağacın tepesinden
kırmızı bir elma koparmış
keyifle gülümseyerek
sözü yeryüzüne bırakmış
...
yeryüzü başlamış anlatmaya
yeşil çayırlardan derelere atlamış
gümüş renkli balıkları selamlamış
bir kaplumbağanın sırtında 
karşıdaki kıyıya varmış
renkli çiçeklerin şarkılarıyla
buğday tarlalarına uzanmış
çocuksu bir heyecanla
sözü insana bırakmış
...
insan başlamış anlatmaya
kaldırımda biriken çamuru atlamış
hızla gelen araca bağırmış
soğukta ayağı çıplak duran,
avuçları açık çocuğa bakmamış
yüreğinde yetişme telaşı
gözlerinde perdeli bir buğu ile
yeryüzü ve gökyüzünden bihaber
sözü zamana bırakmış
...
zaman sözü almış tam başlayacakken
gökyüzü ve yeryüzü dayanamamış
durdurup zamanı, insana yaklaşmış
tutup her iki elinden gökyüzü
onu bulutların ardına taşımış
gözleri önünden geçerken dünya
insan şaşkınlıkla uyanmış
bir yağmur damlasının sırtında inerken
yeryüzü onu kucaklamış
...
toprağın bereketiyle kutsamış ruhunu
okyanus sularında yıkamış
mavi bir yunusun sırtında 
onu günbatımının ardına taşımış
zaman izlerken manzarayı
dayanamayarak akmaya başlamış
insan vedalaşmak istemeden, sessiz ve usulca
henüz yeni kavuştuğu yer ve gök masalına
yeni bir aşkla uyanmış








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder