20 Ekim 2016 Perşembe

var 'ol'mak

dünyayı kendi bedenin ve ruhun gibi algılamadan nasıl var olabilirsin?

nasıl ayırabilirsin zihnini kalbinden...
parmak uçlarından başının üzerine kadar sana emanet olan bedenini
nasıl ikna edebilirsin uyuyan bir gecede yıldızlarda dans etmeye?
yahut... baharın ilk çiçeklerine düşmüşken çiy damlası
nasıl karşı koyabilirsin çimlerin üzerinde çıplak ayak koşmaya?!

canla başla yükünü taşıyıp evine gitme derdindeki karıncayla konuşmadan,
kış soğuğunda bedenini yavrularına yuva yapan Cingöz kediye bakmadan,
nasıl anlarsın yaşam mücadelesindeki Arif Amcayı, Hasibe Teyzeyi?!

dünya üç günlük yaşamında bakmaya doyamadığın kelebek kadar, köşe bucak kaçtığın börtü böceğe hak ettiğini vermedikçe değişmeyecek..
şu alemde, sana cömertçe sunulan güzelliklerle doyduğun kadar, başını çevirip bakamadığın şeylerle eksiksin..
içindeki boşluğu doldurmak istiyorsan eğer, önce kendi devrik kalelerini keşfedeceksin...

çünkü dünyayı ancak, kendi bedenin ve ruhun gibi algılayarak var olabilirsin..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder