12 Ağustos 2014 Salı


mavi mi kahverengi mi?


deniz mi daha derin
yoksa bastığım toprak mı?
elimi uzatsam dokunabilir miyim ruhuna,
bilsem sana mavi mi yoksa kahverengi mi yakın

biz miydik aynı gözlerden bakan
ben uzağı görürüm, sen yakınsın
yakın ama tedirgin; bir kaygılı, bir telaşlı bakışın
bilsem sana mavi mi yoksa kahverengi mi yakın

kimi soğuk ayazında rüzgara karşı
titreyen ellerinde sönmüş sigaran
sen o’nsuz, o sensiz olmaz; yakın arkadaşın, sırdaşın
bilsem sana mavi mi yoksa kahverengi mi yakın

ellerin göğe açık, öfkeli ve korkusuz bedenin
isyan değil bilirim, yalnızlık kılıfıdır çocuk yüreğinin
çaldığımda kapını, durmaz kaçar saklanırsın
bilsem sana mavi mi yoksa kahverengi mi yakın

ulu kayalar gözlerinde, uçsuz bucaksız dağlar
çözülmüş ama yeniden düğüm olmuş rüyalar
yüreğinden akan, yalnız benim duyduğum dualar
bilsem sana mavi mi yoksa kahverengi mi yakın

O’nu tanır seversin, birgün sesini duyacak beklersin
aklını alsa da başından günler, toz duman…
tutun sıkıca, tutun, bırakma sakın!
bilsem sana mavi mi yoksa kahverengi mi yakın

haydi söyle şimdi deniz mi daha derin
yoksa bastığım toprak mı?
peki, elimi uzatsam dokunabilir miyim ruhuna,
bilsem sana mavi mi yoksa kahverengi mi yakın

17 Mart 2010 , Çarşamba, 11.30

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder