12 Ağustos 2014 Salı


köprü

denizin üzerinde yürüdük
bulutların hemen altında da
bir de... iki şehrin arasında
ayrı iki dünyalı gibi

sen anlattın ben dinledim
seni dinlerken, beni anladım
beni anlatırken... seni dinledin
ayrı iki dünyalı gibi

balıkları konuştuk, kalabalıkları da
sonra büyükken küçücük olan gemileri uzakta
yolcuları ve bekleyenlerini limanlarda
ayrı iki dünyalı gibi

kağıt üzerinde buluşan harfler gibi
birbirini tamamladı düşler, bazen de sesler
renkli bir balona binip aşağıya baktık
ayrı iki dünyalı gibi

kuşları konuştuk, kanatlarını da
eşsizdirler uçmayı öğretirken yavrularına
sonra uçup iki meyveli dala konduk
ayrı iki dünyalı gibi

zaman yavaşlamak ister gibi ilerledi
ve güneşi aya döndürürken haber verdi
veda ettik..hep olması gerektiği gibi
ayrı iki dünyalı gibi

yağmurun ıslattığı kaldırımları ve
yağmurun anavatanı bulutları birleştiren
o köprüde...buluştuk...sonra da uzaklaştık
ayrı iki dünyalı gibi

köprü sadece iki şehri değil,
masal ile gerçeği de birbirine bağlar...
ve bunu en iyi kuşlar bilir...ve bizi…

ayrı iki dünyalı gibi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder