ben
görür…bilirim…
gözlerindeki buğuyu
hatırlıyorum en çok
yosun yeşilinin ardındaki kayalar
gibi
güçlü duruşunu, mağrur
ama bir o kadar kırılgan
küçük bir çocuğun
ağlamaya başlamadan
önceki
çaresiz ama hırçın ifadesi gibiydi yüzün
ben görür…bilirdim…
haksızlıklara karşıydın
öte yandan kabullenmiştin her
neyse gelen
ama… anıları değil asla
onlar… simgesiydi asiliğinin
resimlerini hatırlıyorum
fırçayı tutuşunu
her bir darbeyle boyardın geçmişi
mavilere, sarılara, yeşillere…
ışıklar pırlantalarım derdin
karşı kıyıda, yanıp yanıp
sönerlerdi…
parlardı gözlerin ay ışığında
hüznü yansırdı suya…ben görür… bilirdim…
satırlarda güzellemeler dökülürdü parmaklarından
yine de anlatamazdın, anlamazlardı
ben görür…bilirdim…
dokunduğun her şey şiir
olurdu, sessizce…bilirdim…
yürüdüğün yollar ‘neden’lerin,
‘niçin’lerin
içtiğin sular ‘keşke’
lerindi
yüreğini duyardım, suyun üstünde
dans eden kelebekler gibi
pırpır ederdi, ben görür…bilirdim…
ne çok zaman oldu, özlüyorum…derken…
büyük güçlü bir kuş gördüm
düşümde
kendi şarkısını söylüyordu
baktım yarası yok, iyileşmiş…
bana bakıyor ve gülümsüyordu
sendin biliyorum
çünkü
yosun yeşili gözlerinin
ardındakini ben bilirim
çünkü o gözler bana anlatır…
ben görür…
bilirim…
08 mayıs 2009, Cuma 13:00
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder