12 Ağustos 2014 Salı


ben görür…bilirim…

gözlerindeki buğuyu hatırlıyorum en çok
yosun yeşilinin ardındaki kayalar gibi
güçlü duruşunu, mağrur
ama bir o kadar kırılgan

küçük bir çocuğun
ağlamaya başlamadan önceki
çaresiz ama hırçın ifadesi gibiydi yüzün
ben görür…bilirdim…

haksızlıklara karşıydın
öte yandan kabullenmiştin her neyse gelen
ama… anıları değil asla
onlar… simgesiydi asiliğinin

resimlerini hatırlıyorum
fırçayı tutuşunu
her bir darbeyle boyardın geçmişi
mavilere, sarılara, yeşillere…

ışıklar pırlantalarım derdin
karşı kıyıda, yanıp yanıp sönerlerdi…
parlardı gözlerin ay ışığında
hüznü yansırdı suya…ben görür… bilirdim…

satırlarda güzellemeler dökülürdü parmaklarından
yine de anlatamazdın, anlamazlardı
ben görür…bilirdim…
dokunduğun her şey şiir olurdu, sessizce…bilirdim…

yürüdüğün yollar ‘neden’lerin, ‘niçin’lerin
içtiğin sular ‘keşke’ lerindi
yüreğini duyardım, suyun üstünde dans eden kelebekler gibi
pırpır ederdi, ben görür…bilirdim…

ne çok zaman oldu, özlüyorum…derken…

büyük güçlü bir kuş gördüm düşümde
kendi şarkısını söylüyordu
baktım yarası yok, iyileşmiş
bana bakıyor ve gülümsüyordu

sendin biliyorum
çünkü
yosun yeşili gözlerinin ardındakini ben bilirim
çünkü o gözler bana anlatır…

ben görür…
bilirim…

08 mayıs 2009, Cuma 13:00

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder