12 Ağustos 2014 Salı


bu hayatı sevmeyip ne yapayım?

kanat çırpan kuşu mu sevmeyeyim? rüzgarda sallanıp düşmemek için yaprağına tutunan narı mı? çapkın bakışlı kediyi mi, el çırparak bana koşan kıvırcık saçlı bebeği mi? yaşamın izleri alnına düşmüş tonton teyzeyi mi, kahvesinin kepengini şarkı söyleyerek açan dedeyi mi? bacaklarının olmayışına inat arabasının tekerini hızla çevirip engel tanımayan genci mi sevmeyeyim?

dalgın dalgın Karaköy'de yürürken her binanın ardından pat diye çıkan Galata Kulesini mi, tam umudumu yitirecekken rüzgarla kulağıma gelen ezan sesini mi? şekilden şekle giren melek bulutları mı? okulun yüküne inat şakalaşarak yanımdan geçen gençleri mi, kaybolmalarına kesin gözüyle baktığım 'yes please' nidaları eşliğinde yolunu bulmaya çalışan turistleri mi? seyyar simitçinin yanık sesini mi, tezgahın üzerinde onlarca oyuncak arasından dansedersk şarkı söyleyip kendini satın aldırmaya çalışan komik oyuncak bebeği mi sevmeyeyim?

her gün yeni bir umutla hayata uyanan insanı mı sevmeyeyim? sevmeyip de ne yapayım? ve söyle bana..neden sevmeyeyim?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder