Geri dönüş-üm (Dübüş)
ağacın altında
dağa karşı
öyle sallanıyor…
bir ileri … bir geri…
çocukluğum
…
ateş böcekleri
müjdeliyorlar
geri geldiğimi
…
denizin yosun kokusu
altın kumdan kaleler
ve rüzgar şövalyeleri
hepsi (geri) geldiler!
sedef ışıltılı midye kabuğunda çocukluğum
…
ışıltılar saçarak uçuşuyorlar
bana ağustosu anlatıyorlar
ateş böcekleri
…
elma şekerinin pembe tadı
taze mısır kokusu
elinde sepetiyle ‘galeta!’ diye bağıran beyaz saçlı amcanın gür sesi
kulaklarımda çınlıyor…
şekerli kahkahası
çocukluğumun
…
karanlıkların ardında
parıldayarak dans ediyorlar
ateş böcekleri
…
rengarenk dizi dizi taşlar
ayaklarımın altında
denize kavuşmak için bekleyen
ben en çok minareleri seviyorum
koyu renk, şatolar gibi yükselen
…
ateş böcekleri
bekliyorlar geceyi…
ferkedilmeyi…
…
denizin soğuğu çocuk
ellerimde
buruş buruş,
beyaz, çok komikler
hiç üşümüyorum halbuki
derinlerde oynamanın heyecanı bir başka…
diplerden göğe kocaman bir şehir yükselecek sanıyorum
…
güneş batıyor
geceyi,
beni çağırıyorlar ateş böcekleri
…
dağların üzerinde turuncu şeker
günün yorgunluğunu atıp dinlenmeye çekiliyor
parmağımı uzatsam bir dokunsam
özlüyorum ama yine gelecek biliyorum
yerini ayın güleryüzüne bırakıyor
…
ateş böcekleri
gülüşerek fısıldaşıyorlar
yıldızlara nispet yapıyorlar
…
altın
kumlar ellerimde, parmaklarımda şimdi
denizin tuzu kirpiklerimde
deniz(in) kızı oluyorum
güneş veda ederken pırlantalarını suya bırakıyor
ona teşekkür ediyorum
…
sabırsızca bekliyorlar
bana gece(nin) masalını anlatmak için…
ateş böcekleri
…
ne zor şey veda etmek
en az yeniden başlamak kadar…
aklım midye kabuğunda saklı inci tanesinde
bulabilir miyim bilmiyorum
kimbilir, belki başka, yeni bir zaman…
…
ateş böcekleri
orada…
bulutlarla dağın birleştiği yerde
halka yapmış dönerken
anlatıyorlar bana
çocukluğumu…
gülümsüyorum
dudaklarımda denizin tadı
kalbimde dalgaların müziği
en tanıdık misafirimi
…
çocukluğumu
ağırlıyorum…
…
…
…
15 Ağustos 2009 ,
Cumartesi, 17.00
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder