12 Ağustos 2014 Salı


Geri dönüş-üm (Dübüş)

ağacın altında
dağa karşı
öyle sallanıyor…
bir ileri … bir geri…
çocukluğum


ateş böcekleri
müjdeliyorlar
geri geldiğimi


denizin yosun kokusu
altın kumdan kaleler
ve rüzgar şövalyeleri
hepsi (geri) geldiler!
sedef ışıltılı midye kabuğunda çocukluğum


ışıltılar saçarak uçuşuyorlar
bana ağustosu anlatıyorlar
ateş böcekleri


elma şekerinin pembe tadı
taze mısır kokusu
elinde sepetiyle ‘galeta!’ diye bağıran beyaz saçlı amcanın gür sesi
kulaklarımda çınlıyor…
şekerli kahkahası çocukluğumun


karanlıkların ardında
parıldayarak dans ediyorlar
ateş böcekleri



rengarenk dizi dizi taşlar
ayaklarımın altında
denize kavuşmak için bekleyen
ben en çok minareleri seviyorum
koyu renk, şatolar gibi yükselen


ateş böcekleri
bekliyorlar geceyi…
ferkedilmeyi…


denizin soğuğu çocuk ellerimde
buruş buruş, beyaz, çok komikler
hiç üşümüyorum halbuki
derinlerde oynamanın heyecanı bir başka…
diplerden göğe kocaman bir şehir yükselecek sanıyorum


güneş batıyor
geceyi,
beni çağırıyorlar ateş böcekleri


dağların üzerinde turuncu şeker
günün yorgunluğunu atıp dinlenmeye çekiliyor
parmağımı uzatsam bir dokunsam
özlüyorum ama yine gelecek biliyorum
yerini ayın güleryüzüne bırakıyor


ateş böcekleri
gülüşerek fısıldaşıyorlar
yıldızlara nispet yapıyorlar


altın  kumlar ellerimde, parmaklarımda şimdi
denizin tuzu kirpiklerimde
deniz(in) kızı oluyorum
güneş veda ederken pırlantalarını suya bırakıyor
ona teşekkür ediyorum


sabırsızca bekliyorlar
bana gece(nin) masalını anlatmak için…
ateş böcekleri


ne zor şey veda etmek
en az yeniden başlamak kadar…
aklım midye kabuğunda saklı inci tanesinde
bulabilir miyim bilmiyorum
kimbilir, belki başka, yeni bir zaman…

ateş böcekleri
orada…
bulutlarla dağın birleştiği yerde
halka yapmış dönerken
anlatıyorlar bana
çocukluğumu…

gülümsüyorum
dudaklarımda denizin tadı
kalbimde dalgaların müziği
en tanıdık misafirimi
çocukluğumu
ağırlıyorum…


15 Ağustos 2009 , Cumartesi, 17.00

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder